<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>BiyoTarih</title>
	<atom:link href="http://biyotarih.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://biyotarih.wordpress.com</link>
	<description>Biyografi &#38; Tarih</description>
	<lastBuildDate>Mon, 25 Feb 2008 17:46:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='biyotarih.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>BiyoTarih</title>
		<link>http://biyotarih.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://biyotarih.wordpress.com/osd.xml" title="BiyoTarih" />
	<atom:link rel='hub' href='http://biyotarih.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>120 yaşındaki Osmanlı</title>
		<link>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/17/120-yasindaki-osmanli/</link>
		<comments>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/17/120-yasindaki-osmanli/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Feb 2008 09:06:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>biyotarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem Amash]]></category>
		<category><![CDATA[Nine]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://biyotarih.wordpress.com/?p=153</guid>
		<description><![CDATA[Halen Osmanlı kimliği taşıyan 120 yaşındaki Meryem&#8217;in 120 torunu, 250 de torununun çocuğu bulunuyor. Dünyanın en yaşlı insanı halen Osmanlı kimliği taşıyor. Kudüs&#8217;te yaşayan Meryem&#8217;in 120 torunu, 250 de torununun çocuğu bulunuyor. Dünyanın en yaşlı insanı olan Meryem Amash Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nda dünyaya gelmiş.Guinness rekorları kitabına ilk Osmanlı doğum belgeli bir kadın dünyanın en yaşlı insanı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=153&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:center;"><img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/33615.jpg" /></div>
<p>Halen Osmanlı kimliği taşıyan 120 yaşındaki Meryem&#8217;in 120 torunu, 250 de torununun çocuğu bulunuyor.<br />
Dünyanın en yaşlı insanı halen Osmanlı kimliği taşıyor. Kudüs&#8217;te yaşayan Meryem&#8217;in 120 torunu, 250 de torununun çocuğu bulunuyor. <span id="more-153"></span></p>
<p align="center">Dünyanın en yaşlı insanı olan Meryem Amash Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nda dünyaya gelmiş.Guinness rekorları kitabına ilk Osmanlı doğum belgeli bir kadın dünyanın en yaşlı insanı olarak giriyor.</p>
<p align="center">İsrail&#8217;de yaşayan Meryem Amash isimli kadın tam 120 yaşında.</p>
<p align="center">Elindeki Belgesi o dönem bu toprakların hakimi olan Osmanlı imparatorluğu tarafından verilmiş.</p>
<p align="center">10 çocuğu ve bir kızı olan Meryem&#8217;in 120 torunu, 250 torunununun çocuğu bulunuyor. 20 tane de torununun torunu var. Meryem Kudüs&#8217;ün Türklerin kontrolünde olduğu zamanları hatırlıyor.</p>
<p style="text-align:center;"><img src="http://www.dunyabulteni.net/images/image_gallery/33618.jpg" /></p>
<p align="center"><a target="_blank" href="http://www.dunyabulteni.net/image_gallery_detail.php?id=137" title="Kaynak"><strong>Foto Galeri</strong></a></p>
<p align="center"><a target="_blank" href="http://www.dunyabulteni.net" title="Kaynak"><strong>Kaynak</strong></a></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyotarih.wordpress.com/153/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyotarih.wordpress.com/153/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyotarih.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyotarih.wordpress.com/153/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyotarih.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyotarih.wordpress.com/153/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyotarih.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyotarih.wordpress.com/153/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyotarih.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyotarih.wordpress.com/153/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyotarih.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyotarih.wordpress.com/153/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyotarih.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyotarih.wordpress.com/153/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyotarih.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyotarih.wordpress.com/153/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=153&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/17/120-yasindaki-osmanli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">biyotarih</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.dunyabulteni.net/images/news/33615.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.dunyabulteni.net/images/image_gallery/33618.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>31 Mart yobaz isyanı (Emin Çölaşan)</title>
		<link>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/31-mart-yobaz-isyani-emin-colasan/</link>
		<comments>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/31-mart-yobaz-isyani-emin-colasan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 10:32:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>biyotarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart Vakası]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Çölaşan]]></category>
		<category><![CDATA[Hareket Ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[Hürriyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyotarih.com/?p=45</guid>
		<description><![CDATA[1908 yılında Padişah Abdülhamid . Bütün ülkede özgürlük rüzgarları esiyor, baskı yönetiminden bunalan İttihat Terakki yanlısı aydın subaylar Rumeli `de Abdülhamid`e karşı ayaklanıp dağa çıkıyor. Padişah korkuyor ve Meşrutiyet yönetimini ilan edip uzun yıllar önce kapattığı Meclis `i yeniden açmak zorunda kalıyor. Fakat bir süre sonra, bunu hazmedemeyen yobazlar (31 Mart 1909) İstanbul `da ayaklanıyor. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=184&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1908 yılında Padişah Abdülhamid . Bütün ülkede özgürlük rüzgarları esiyor, baskı yönetiminden bunalan İttihat Terakki yanlısı aydın subaylar Rumeli `de Abdülhamid`e karşı ayaklanıp dağa çıkıyor. Padişah korkuyor ve Meşrutiyet yönetimini ilan edip uzun yıllar önce kapattığı Meclis `i yeniden açmak zorunda kalıyor. Fakat bir süre sonra, bunu hazmedemeyen yobazlar (31 Mart 1909) İstanbul `da ayaklanıyor. `Din elden gidiyor, şeriat isterük` naralarıyla sokaklara yayılan asiler yolda gördükleri subayları, sivilleri, milletvekillerini öldürmeye başlıyor. Ayaklananların çoğu Rumeli taraflarından getirilen, Meşrutiyet rejimini koruma görevi verilen ve şeriatçı Volkan Gazetesi tarafından kışkırtılan avcı taburları. İmparatorluğun başkentinde kan gövdeyi götürüyor. Yobazlar İstanbul `u ele geçiriyor. İrtica isyanını bastırmak için Selanik `ten yola bir ordu çıkarılıyor ve adına `Hareket Ordusu ` deniliyor. Ordu trenlerle ve isyandan 10 gün sonra İstanbul `a ulaşıyor. İsyan bastırılıyor, asiler tepeleniyor. Türk ordusu o günlerde bile yobazlara karşı mücadele veriyor. Ordunun ilerici niteliği günümüze kadar hiçbir zaman bozulmuyor. İşin ilginç yanı, 31 Mart isyanını bastıran Hareket Ordusu `nun kadrosu. Burada size isimlerden bazılarını vereceğim. Ülkemizin geleceğini yaratan muhteşem bir kadrodur, lütfen dikkatle okuyunuz. ***</p>
<p><span id="more-184"></span><br />
İşin başında Mahmut Şevket Paşa . Daha sonra Sadrazam oldu, 1913 yılında İstanbul `da suikast sonucu öldürüldü. Kurmay Başkanı Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal (Atatürk ). Binbaşı Fethi (Okyar ), Cumhuriyet döneminde başbakan. Kurmay Yüzbaşı İsmet (İnönü ). Kurmay Yüzbaşı Hafız Hakkı. Enver Paşa `nın sağ kolu. Doğu cephesinde tifüs hastalığından öldü. Yarbay Cemal . Sonraki yılların ünlü Cemal Paşa `sı. 4. Ordu komutanı, Suriye genel valisi . 1922 yılında Ermeniler tarafından Tiflis `te şehit edildi. Kurmay Yüzbaşı Süleyman Askeri . Sonra Teşkilat -ı Mahsusa (İstihbarat örgütü) başkanı, silahşor. Irak cephesinde şehit oldu. Yüzbaşı Ohrili Eyüp Sabri . İttihat Terakki kurucularından, hürriyet kahramanı. Cumhuriyet döneminde milletvekili. Piyade Yüzbaşı Resneli Niyazi . Abdülhamid`e karşı dağa çıkanlardan hürriyet kahramanı. Arnavutluk `ta öldürüldü. Üsteğmen Yakup Cemil . İttihat Terakki `nin bir numaralı silahşoru ve tetikçisi. 1916 yılında Enver Paşa `ya karşı hükümet darbesi hazırladığı iddiasıyla idam edildi. Süvari Yüzbaşı Mümtaz . Enver Paşa `nın meşhur yaveri. Üsteğmen Ömer Naci . İttihat Terakki `nin konferansçısı. Birinci Dünya Savaşında İran `da tifüsten öldü. Jandarma Yüzbaşı Sarı Efe Edip . Rumeli `de İttihatçı komitacı. Milli Mücadele kahramanlarından. Atatürk `e karşı düzenlenen İzmir suikastına karıştığı için idam edildi.<br />
(Hareket Ordusu ile Selanik `ten İstanbul `a gelip isyanı bastıranlardan Hilmi , Şükrü , Abdülkadir , doktor Abidin , İsmail Canbolat beyler de İzmir suikastına katıldıkları gerekçesiyle, İstiklal Mahkemesi `nde yargılanıp idam edildiler.)<br />
Piyade Yüzbaşı Ali (Çetinkaya ). 1919 yılında Yunan ordusuna Ayvalık `ta ilk kurşunu atanlardan. Cumhuriyet döneminde bakan, İstiklal Mahkemesi başkanı. Kurmay Yüzbaşı Kazım (Özalp ). Cumhuriyet döneminde Meclis Başkanı. Kurmay Yüzbaşı Ali İhsan (Sabis ). İstiklal Harbi `nde ordu kumandanı, sonra milletvekili. Kurmay Binbaşı Muhtar. 31 Mart irtica ayaklanmasında asiler tarafından şehit edildi. İstanbul `daki Şehit Muhtar Caddesi onun ismini taşır. ***<br />
Şu görkemli kadroya bakınız. İmparatorluk çökme aşamasına gelmişken Selanik `ten yola çıkıp İstanbul `a geliyorlar ve 31 Mart irtica isyanını bastırıyorlar. Bir Hareket Ordusu ki, içinde kimler var! Atatürk `ten İnönü `ye, Yakup Cemil `den Sarı Efe Edip `e, Cemal Paşa `dan Fethi Okyar `a inanılmaz bir kadro. Bazıları daha sonra Birinci Dünya Savaşı `nda ölen, kurşuna dizilen, bazıları İstiklal Harbi `nde kahramanca savaşan, Cumhuriyet dönemine damgasını vuran subaylar&#8230; Ve bazıları 1926`da İzmir `de Atatürk `e suikast girişiminde bulunduğu için idam edilenler&#8230; 31 Mart irtica isyanı, tarihimizin bir kara lekesidir. İsyan Türk ordusu tarafından bastırıldı, suçlular idam edildi. Hemen ardından Abdülhamid tahttan indirilip Selanik `e sürgün gönderildi. 1912 yılında Balkan Savaşı patlayıp Rumeli elimizden çıkmaya başladığında, düşmanın eline geçmesin diye yine İstanbul `a getirildi. Padişah Abdülhamid isyanı destekledi mi? Bu sorunun yanıtı bugün bile bilinmiyor. Bilinen tek şey: İrtica geçmişte açıktan tavır koyar, isyan ederdi. Günümüzde ise irtica `demokrasi` kavramının ardına sığınarak devletin kurumlarına, belediyelere ve özellikle eğitime çöreklendi. Din bezirganlığı ve din tüccarlığı, devlete ve ülke yönetimine açıkça egemen kılındı. Hortumların ve cukkaların çoğu artık -ne acıdır- dinimiz kullanılarak yapılıyor. Aradan 97 yıl geçmiş, bu kadarcık fark olmasin mi?</p>
<p>18.04.2006</p>
<p>Hürriyet</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyotarih.wordpress.com/184/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyotarih.wordpress.com/184/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyotarih.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyotarih.wordpress.com/184/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyotarih.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyotarih.wordpress.com/184/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyotarih.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyotarih.wordpress.com/184/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyotarih.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyotarih.wordpress.com/184/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyotarih.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyotarih.wordpress.com/184/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyotarih.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyotarih.wordpress.com/184/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyotarih.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyotarih.wordpress.com/184/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=184&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/31-mart-yobaz-isyani-emin-colasan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">biyotarih</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>31 Mart Vakası</title>
		<link>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/31-mart-vakasi-2/</link>
		<comments>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/31-mart-vakasi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 10:27:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>biyotarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart Vakası]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Hareket Ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[İzzettin Çalışlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyotarih.com/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[31 Mart Vakasının Çıkış Nedenleri Üzerine Çeşitli Yorumlar ve Atatürk ve Hareket Ordusu Üzerine Orgeneral İzzettin Çalışlar&#8217;ın Bir Makalesi 31 Mart Vakası (13 Nisan 1909), Atatürk, zamanında el koyup ayaklanmayı bastırmasaydı, sonucu uzun yıllar sürecek bir çöküntüye götürebilirdi türkiye’yi. Bu incelemenin odak noktası ve amacı Mustafa Kemal’in bu kurtarıcı rolüne gereğince açıklık getirmektir. Aynı zamanda [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=183&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>31 Mart Vakasının Çıkış Nedenleri Üzerine Çeşitli Yorumlar ve Atatürk ve Hareket Ordusu Üzerine Orgeneral İzzettin Çalışlar&#8217;ın Bir Makalesi</h3>
<p><span style="font-style:italic;">31 Mart Vakası (13 Nisan 1909), Atatürk, zamanında el koyup ayaklanmayı bastırmasaydı, sonucu uzun yıllar sürecek bir çöküntüye götürebilirdi türkiye’yi. Bu incelemenin odak noktası ve amacı Mustafa Kemal’in bu kurtarıcı rolüne gereğince açıklık getirmektir. Aynı zamanda 83 yıldan bu yana konu üzerinde yapılmış olan çeşitli yorumları –bir noktada birleşilmemiş de olsa – bir araya getirerek araştırmacılara yardımcı olmaktır.</span><br />
<span id="more-183"></span><br />
<span style="font-weight:bold;">31 MART VAKASI’NIN ÇEŞİTLİ YORUMLARA GÖRE NEDENLERİYLE ÖNÜNDE VE ARKASINDA OLANLAR</span></p>
<p>13 Nisan 1909 (31 Mart 1325) sabahı patlak veren ve İstanbul’u günlerce heyecan ve korku içinde titreyen “31 Mart Vakası”nın nedenleri hakkında 83 yıldan bu yana çeşitli yorumlar ileri sürülmüştür. Olayın oluşumuna geçmeden önce bu konuda ayaklanma nedenlerini irdelemiş olan çeşitli ve dağınık kaynakların özetlerini madde madde sıralayalım.</p>
<p>1 — Meclisi dağıtmak ve meşrutiyet yerine istibdadı getirmek; sonuç olarak Türkiye’yi bir bağnaz yönetimin güdümünde yüz yıllarca geriye götürmek. Kaynaklar, hemen hemen ağız birliği ile isyan körükçüsü olarak Abdülhamit II’nin olayla bir ilgisi olmadığı üzerinde birleşiyor.1</p>
<p>2 — İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin el altından yaptığı terör hareketi ve sık sık birbirini izleyen siyasi cemiyetler. Katillerin İttihat Terakki’ce himaye görmesi. Bütün bunların halkta hükümete karşı güven duygusunu yitirmesi;<br />
3 — Devlet dairelerinden açığa çıkarılan memurların muhalefete katılması ve bu cepheyi kuvvetlendirmesi;</p>
<p>4 — Bazı kimselerin askerliği hakkında verilmiş olan kanun teklifinin medrese öğrencileri arasında hoşnutsuzluk yaratması;</p>
<p>5 — Subayların erler üzerinde yaptığı din konusundaki telkinler, onları hocalarla temastan men’e kalkmaları, İttihat ve Terakki Cemiyeti üzerinde kuvvet bulunmadığı kanaatini aşılamaları;</p>
<p>6 — Ordudan çıkarılan alaylı subayların, menfaatleri haleldar olduğu için hiddete kapılmaları, İttihat ve Terakkiye düşman kesilmeleri, kendilerine tercih edilen “mektepli” subayların “kâfir” olduğu hakkında halk ve asker arasında yaygın bir propaganda yapmaları;</p>
<p>7 — İttihatçılar, İstanbul’daki Hassa askerlerine güvenmedikleri için kendilerine bağlı “Kahraman-ı Hürriyet” (Avcı) taburlarından üçünü İstanbul’a getirmeleri, bunlar arasında isyan kışkırtmacılığı yapılmış olması. Bu taburlar Taşkışla’ya yerleştirildikten sonra subaylar erleri çavuşların yönetimine terk etmiş, kendilerinin de siyasetle meşgul olmaya ve bu arada İstanbul’un zevk ve safa yerlerinde vakit geçirmeye başlamış olmaları;</p>
<p>8 — 1908 İhtilâlinin başarıya ulaşmasında kendilerini birinci derecede âmil sayan askerlerin böylesine kendi hallerine terk edilişleri; başlarında bulunan çavuşların ise muvaffak bir ihtilâlin nimetlerinden uzak tutuluşu;</p>
<p>9 — Bir iddiaya göre de, İttihat ve Terakki yöneticileri, halk üzerinde büyük etkisi olan ikinci Abdülhamid’i düşürebilmek için kuvvetli bir sebebe dayanmak gereğini duymuş ve 31 Mart olayını kendileri tertip etmişlerdir;</p>
<p>10 — Derviş Vahdeti’nin Volkan gazetesiyle yaptığı yayınları ve kışkırtmaları, bu ayaklanmanın baş sebebi sayanlar çoğunluktadır. Vahdeti, orduda ve idarede yeniliğe taraftar değildir; padişahtan gayri bütün idarecilere cephe almıştır. Yani 1908 olayının ve bu olayı hazırlayanların aleyhindedir. Her fırsattan faydalanarak ağır ve kışkırtıcı neşriyat yapmış, bu suretle toplumun hassas noktalarını tahrike muvaffak olmuştur.</p>
<p>İhtilâli besleyen ve hazırlayan sebepleri 10 madde içinde özetledik. Bu faktörlerin hepsi, ihtilâlin patlak vermesinde derece, derece etken olmuşlardır.</p>
<p>Muhafeletin, yapıcı olmak şöyle dursun, âdeta bir kan davası güdücüsü, kin ve ihtirasıyla saldırıları, İttihat ve Terakki’nin de siyasi cinayetlere kadar varan çok sert mukabelesi de havayı büsbütün germiş ve elektriklemiştir. Bilhassa Volkan Gazetesinin kışkırtıcı neşriyatı da gayri memnunlar üzerinde, hususiyle Avcı Taburlarının çavuşa kadar olan küçük rütbeli üstleri üzerinde etki yapmıştır.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">İHTİLALİN SAKLADIĞI SIR!&#8230;</span></p>
<p>İhtilal hazırlığı 13 Nisan (30 Mart) Pazartesi günü başlamıştır. O gün ve gece Taşkışla’daki subaylar bağlanmış ve hapsedilmiştir. Ertesi sabah başlayacak harekât esnasında kimlerin katledileceği de o günden tespit olunmuştur. Deniz erlerinin muhtemel müdahalesini de aynı gün önlemişler ve halletmişlerdir. Bütün sorun, askerlerin başındaki birkaç çavuş kendi insiyatifleriyle mi hareket etmişler, yoksa harekât planını bunlar mı hazırlamıştır? Ya da Derviş Vahdeti’nin —yahut da bir başka kodaman muhalifin— direktifiyle mi eyleme geçmişlerdir? İşte, İhtilalin bugüne kadar çözümlenememiş sırrı budur.</p>
<p>Buraya bir nokta koyarak ekleyelim ki, ihtilali yöneten asıl “baş”ın kim olduğu çeşitli sorgulama yöntemleriyle niçin saptanmamıştır, ya da saptanamamıştır? Bu, doğrudan doğruya Mustafa Kemal’in sağladığı zaferin şerefine zahmetsiz konmak isteyen Mahmut Şevket Paşa’nın gafletidir, beceriksizliğidir. Yoksa, baştaki âsilerin nereden, ya da kimden emir aldıklarını, perde arkasında kimler olduğunu gerekli yöntemlerle saptamak pekâlâ mümkündü. Son anda yönetim Mustafa Kemal’in elinden alınmasaydı 80 yıldır ihtilalin perde arkasındakilerin kimler olduğunun saptanması için çile çekmeye gerek kalmazdı.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">HAREKÂT NASIL OLDU?</span></p>
<p>31 Mart sabahı kışlalarından fırlayan ihtilalciler, ellerinde yeşil bayraklar dillerinde “Şeriat isteriz” teraneleriyle Sultanahmet’e doğru ilerlerken ilk karşılaştıkları genç subay İlyas Bey’i, mektepli olduğu için Köprü üzerinde katletmişlerdir.</p>
<p>Meclis-i Mebusan’a doğru yürüyen ihtilalcileri Şeyhülislam Ziyaettin Efendi karşılamış, ne istediklerini, dertlerinin ne olduğunu sormuştur. Âsilerin verdiği cevap şudur:</p>
<p>— “Hüseyin Hilmi Paşa ile Bahriye Nazırı Rıza Paşa çekilmelidir. Ahmet Rıza, Hüseyin Cahit, Talat ve Bahaettin Şakir beyler mebusluktan kovulmalıdır. Başımızdaki mektepli zabitler atılmalıdır. Bizler de affedilmeliyiz.”</p>
<p>Ziyaettin Efendi’nin ilettiği bu istekler üzerine Hükümet istifa etmiş, Abdülhamit II tarafından Tevfık Paşa, Kabineyi kurmaya memur edilmiştir. Harbiye Nezareti’ne de Dömeke kahramanı Ethem Paşa getirilmiştir.</p>
<p>Kabine değişikliğine karşın ayaklanma bastırılamamıştır. Çünkü, kana susamış âsiler, kendilerine verilen isimleri ortadan kaldırmak için her tarafa saldırmaya başlamış, bu arada Lazkıye Milletvekili Aslan Bey’i &#8211; Hüseyin Cahit (Yalçın) Bey’e benzeterek — ve Nazım Paşa’yı katletmişlerdir. Bu arada süvari teğmeni Sabahattin ve Asar-ı tevfik süvarisi Ali Kabuli Bey de şehit edilenler arasındadır.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">GÖRÜLMEMİŞ BİR GAFLET!</span></p>
<p>Üç-beş bin kişilik âsi çapulcuya karşılık Mahmut Muhtar Paşa kumandasındaki 30.000 kişilik Muhafız Alayları harekete geçirilememiş, hatta bu kuvvetlerin de âsilere katılmasına sebebiyet verilmiştir. Bu durum karşısında büsbütün şımaran ve cesaret bulan âsiler, zaptedilemez bir çılgınlık içinde birçok gazete idaresini tahrip etmişler, ellerindeki listeye göre kelle aramaya çıkmışlardır. Derviş Vahdeti de bu arada gazetesiyle durmadan ihtilali körüklemiştir.2</p>
<p><span style="font-weight:bold;">BİR YABANCI GÖZLEMCİYE GÖRE SAAT SAAT İHTİLAL HAREKATI</span></p>
<p>Olayın geçtiği tarihte Lillustration dergisinin Balkanlar muhabiri de İstanbul’da bulunduğu için 31 Mart Vakası’nı adım adım izlemek olanağını bulabilmiştir. Pek dikkate değer bilgiler veren bu yazının İsmail Hami Danişmend tarafından çevirisini (özetleyerek yaptığı çeviriyi) sunuyoruz:</p>
<p>“&#8230; Akşam olunca askerler, Hassa Ordusu Komutanlığı’ndan istifa etmiş olan Mahmut Muhtar Paşa’nın görkemli konağını abluka altına alıp hapsedilmek üzere Paşa’nın teslim olmasını istediler.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">MAHMUT MUHTAR PAŞA BİR İNGİLİZİN EVİNE SIĞINIYOR</span></p>
<p>“Yatağından taşmış bir sel gibi nereye saldıracaklarını bilemeyen ve ağızlarından köpük saçan gözü kararmış bu asilerin şerrinden ve ölüm tuzağından kurtulmak için Paşa, komşusu bir İngilizin evine kaçmaya muvaffak oluyor. Daha sonra İngiltere Sefareti’nin emrindeki harp gemisi kendisini himayesine alıyor.</p>
<p>“Adetleri gittikçe artan ve 1500’ü bulan ve evin önüne top bile getirmiş olan muhasara kuvvetleri gece yarısı aldıkları bir irade üzerine çekilmek zorunda kaldılar. Bu irade, İngiltere Sefirinin Saray’a müracaatı üzerine çıkarılmıştır.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">DIŞARIYA HABER SIZDIRILMIYOR</span></p>
<p>“Bütün bu olayların şöyle bir bilançosu düzenlenebilir: Tethiş tehdidi altında kalan Meclis tamamıyla emre amade bir duruma geldiği için yukarıdan gelecek bir emre bir meşruiyet şekli vermek mecburiyetindedir. Basın hürriyeti filan kaldırılmıştır; telgraflar sansüre tabidir; her sokak başında yeniden nöbet tutmaya başlayan hafiyeler zehirli mantarlar gibi tekrar üreyip türemişlerdir; özgürlük rejiminin diriltilmesi, rejimine girişimlerine karşı en emniyetli silah olarak askerle halkın taassupları tahrik edilip mütemadiyen körüklenmiştir; Hıristiyanlar da jön Türklere katıldıkları takdirde bir katliam (soykırım) tehdidi altında kalacaklardır.</p>
<p>“&#8230; Ben salı günü birtakım sivillerle sarıklıların asi askerlerin hükümete sadık askerlere karşı tahrik edip durduklarını hem gördüm, hem işittim. Mukabil ihtilalin muvaffakiyeti üzerine tahrikçilerle teşvikçiler mütemadiyen halk arasında dolaşıp İttihatçıların genç subayları aleyhine söylemediklerini bırakmadılar. Bu iftiralara göre Cemiyetin amacı, Türk askerlerine şapka giydirmek ve dinî duygularını söndürmekten ibarettir. Bu gibi tahrikçileri hem gördüm, hem işittim. Halbuki bu gibi tahrikçilerin aslı faslı olamaz. Çünkü Türk subaylarının büyük bir çoğunluğu mutaassıp olmamakla beraber son derece dindardır&#8230;.”3</p>
<p><span style="font-weight:bold;">SONUÇ:</span></p>
<p>Teskin edilemez bir kin sar’ası içinde bulunan gericiler, genç iktidarı yıpratmak ve düşürmek için pek şiddetli bir kampanyaya girişmiş, halkın ve askerin dinî duygularını tahrik etmiş, kanlı bir ihtilalin körükleyicisi ve destekleyicisi olmuştur.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">ORGENERAL İZZETTİN ÇALIŞLARIN HAREKET ORDUSU VE ATATÜRK’LE İLGİLİ ANILARI:</span></p>
<p>31 Mart faciasını yaşamış ve o olaylar içinde görev de almış bulunan Atatürk’ün silah arkadaşı ve yaşıtı Orgeneral İzzettin Çalışlar, 7940 yılında Ulus gazetesinde yayımladığı uzun bir makalede4 bu olayın birçok bilinmeyen yönlerini açıklamış ve yorumlamıştır. Bu makalenin bir ayrıcalığı da, adını Atatürk’ün verdiği Hareket Ordusu’ndaki önemli ve etkin rolüne geniş biçimde yer vermiş olmasıdır.</p>
<p>Bu değerli gözlemlerle de Mustafa Kemal’in Hareket Ordusu içindeki gerçek etkinliği en yakın bir tanığı tarafından yazılmış olmasıdır. Adı geçen kaynaktan aşağıya aldığımız pasajlarla incelememizi sürdürüyoruz:</p>
<p><span style="font-weight:bold;">AVCI TABURLARI VE GERİCİLER</span></p>
<p>“&#8230; Son devirlerde zapt ü raptları bozulan Yeniçeri Ordusuna sırf şahsi ve hasis menfaatler gayesiyle yaptığı isyanlarda bile yeniçeri zabitleri ve askerleri birlikte harekete gelirlerdi. 31 Mart Vakası’nda Avcı taburlarında yalnız eratın kanlı bir surette isyan hareketine geçmeleri gene kendi komutanlarının ve subaylarının ihmal ve gafletleri yüzünden vuku bulmuştur.</p>
<p>Avcı taburları subayları İstanbul’un zevk ve sefa âlemlerine o kadar dalmışlardı ki yüksek vazifelerini bile ihmal etmişlerdi. Zaman geçtikçe gericiler askerlerle istedikleri gibi temas ediyor, onlara istedikleri şekilde telkinatta bulunuyorlar. Hatta bu Avcı askerlerinin aracılığı ile İstanbul garnizonunda ve yakınlarında bulunan diğer kıtaları da zehirlemek ve irticai kolayca hazırlamak imkânı buluyorlar. Kıta subayları ise olup bitenlerden habersiz, erlerin her gün kalplerini yoklamak hususundaki mürebbilik vazifelerini yapmak şöyle dursun basiretleri bağlanacak kadar ihmal ve gaflette berdevam. Daha büyük komutanları ise cemiyet ve parti işlerine kapılmışlar, ordunun temeli olan eğitim ve disiplini altüst eden politika ile meşguller. Yoksa, bir kıtanın isyan etmesine imkân tasavvur edilemez.”</p>
<p><span style="font-weight:bold;">MUSTAFA KEMAL’İN HAREKÂT PLANI:</span></p>
<p>Mustafa Kemal’in harekât planında, “1 — Kıtaatı şimendiferle Hadımköyü’ne naklederek, Hadımköy Halkalı mıntıkasında toplamak 2 — Vaziyete göre İstanbul’a işgal etmek üzere ileri harekâta başlamak 3 — Nakliyatın temini için Şark Şimendifer Kumpanyası’nın yardımını temin etmek 4 — Silahlı, silahsız her türlü mukavemeti şiddetle yok etmek; 5 — Âsi kıtaları silahtan tecrit etmek; 6 — Bütün elebaşı mürtecileri tevkif etmek; 7 — Sefarethanelerin, ecnebilerle bankaların ve azınlıkların hiçbir zarara uğramaması için en lüzumlu tedbirleri almak dahil bulunuyordu.</p>
<p>Rumeli’den trenlerle naklolunarak Hadımköy doğusunda toplanacak olan Hareket Ordusu ile vaziyet ve hale göre ileri harekât ve İstanbul’un işgal planı tanzim edilmişti. Yıldırım muhasarası ve bir taraftan tecridi ile Abdülhamit’in nezaret altına alınması işgal planının başında geliyordu.!”</p>
<p>Mustafa Kemal civar ordu ve tümen komutanlarıyla de temasa geçerek onların da harekâta katılma derecesini saptamış ve orduyu İstanbul üzerine yürüyüşe geçmeye hazır bir hale getirmiştir. Mustafa Kemal’in bütün bu hummalı faaliyetleri sürerken Üçüncü Ordu Kumandanı Mahmut Şevket Paşa, olup bitenlere karşı sadece seyircidir. İstanbul’daki asi kuvvetlerin miktarı hakkında abartmalı haberler geldiği için Mahmut Şevket Paşa, ne olur ne olmaz, ihtiyatı elden bırakmamakta ve harekete geçmek için en uygun ânı beklemektedir.</p>
<p>Orgeneral İzzettin Çalışlar’ın anısına bıraktığımız yerden devam edelim:</p>
<p>“ikinci Ordu Komutanı Salih (Paşa) ve Dördüncü Ordu Komutanı</p>
<p>İbrahim (Paşa) Ordunun karar ve icraatına &#8230; İkinci Ordu bir mürettep Fırka ile İstanbul üzerine yapılacak harekâta iştirak edeceğini bildiriyordu. Dördüncü Ordu’nun uzaklığı hasebiyle fı’len iştirakinden —vaki olacak gecikmeler yüzünden— onun yalnız manevi yardımı kâfi görülmüştü.”</p>
<p>İzzettin Çalışlar daha sonra ‘İrticai bastırmak harekâtına katılmak için Meşrutiyetin ilanından memnun olan Rumeli’deki azınlıkların da, yani Bulgar, Rum, Sırp ve Arnavutlar’ın da Hareket Ordusu’na katıldıklarını, mürettep alaylar ve livalar, komutanlarının ismiyle yani ‘Miralay Hasan İzzet Bey Livası, Binbaşı Muhtar Bey, Binbaşı Ali Hikmet Bey Alayı’ gibi&#8230; gibi anıldıklarını belirten bilgiler verdikten sonra anılarını şöyle sürdürmektedir:</p>
<p>“Mustafa Kemal’in bu teşkilatta en çok dikkat ettiği nokta, Kumandan meselesi idi. Hareket Ordusu’nun basma kim getirilecekti? Bir defa, kendisi, teşekkül edecek ordunun kurmaylığını almayı teklif ve bu teklifini kabul ettirmişti.” (III. Ordu Kumandanı, Mustafa Kemal’in teklif ettiği Tümgeneral Suphi Paşa yerine Hüseyin Hüsnü Paşa’yı uygun görüyor).</p>
<p><span style="font-weight:bold;">ORGENERAL İZZETTİN ÇALİŞLAR, ATATÜRK’Ü ANLATIYOR:</span></p>
<p>“Suphi Paşa, Mustafa Kemal’i çok severdi. O’nunla rütbe farkı gözetmeksizin pek sıkı arkadaşlık yapardı. Zaten, büyük küçük herkes Mustafa Kemal’in muhabbetine ve arkadaşlığına meftun bulunuyordu. Çünkü, O’nun arkadaşlığı çok samimi idi. Kalayani (manasız ve faydasız sözler) lakırdılar söylemez, memleket ve millet için faydalı fikirler ortaya atardı. Cevval (hareket ve davranışlarını çabuk ve akıcı olan) bir zekânın, selim (sağlam) bir aklın, mantıkî, pürüzsüz bir natıkanın (söz söyleme yeteneğinin) mahsulü sözlerle konuşurdu, günlük çalışmalarının sonunda Selanik’in lüks ve temiz yerlerinde O’nu çok seven arkadaşlarıyla kurduğu samimiyet toplantıları, Atatürk’ün Çankaya sofrasındaki fikir ve hayatiyet meclislerini andırırdı. Her defasında etrafında başka başka arkadaşlar yer alırdı. Arkadaşlarına karşı mükrim, cömert ve civanmert idi.</p>
<p>“Bu hayat, her ayın ancak iki haftasında devam edebiliyordu. Ondan sonra Mustafa Kemal görünmez olurdu. O, bir hafta içinde sevdiği arkadaşlarıyla memleketin terakki ve itilasına (yükselmesine) dair yaptığı temaslarda, muhabbet ve münakaşalarda zaten az olan kolağalık muhassasatını (ödeneğini) bitirmiş olurdu. Paraya hiç ehemmiyet vermezdi. Ayın ilk haftasından sonra evine gider, mütalaa ile, kitap yazmakla meşgul olur ve çalışırdı. Kolağası Mustafa Kemal’in birçok kitapları ve askerî yazıları vardır. Onların hepsini vazife haricinde, evinde geçirdiği zamanlarda yazmıştır. İşte böyle, samimi ahlakı ve kuvvetli zekâsıyla büyüklerine de yüksekliğini tasdik ettirdiği için Mustafa Kemal, Suphi Paşa ile birlikte en doğru kararlar almak ve en seri ve canlı icraatta bulunmak mümkün olacağına kani bulunuyordu.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">“MUSTAFA KEMAL’İN İSTANBUL ÜZERİNE YÜRÜME HAZIRLIĞI</span></p>
<p>“&#8230; Vaziyetler üzerine fazla bir tesir yapması zan ve tahmin edildiğinden Üçüncü Ordu Kumandanı, Hareket Ordusu İçin Selanik Redif Fırkası Kumandanı Hüseyin Hüsnü Paşa’yı tercih ve tensip etmişti. Gariptir, Suphi Paşa, Süleyman Şefik Paşadan sonra Kuva-yi İnzibatiye Kumandanlığını deruhte eden (üstlenen) generaldir. “Bunu niçin yaptınız?” diye sordukları zaman: “Mustafa Kemal’e mağlup olmak için” cevabını vermişti. Hüsnü Paşa daha yaşlı ağırbaşlı ve kibar hissiyata alışık bir zat idi. Zaten Kolağası Mustafa Kemal’in asıl komutanı da O idi. Mustafa Kemal’i çok severdi. Zekâsına ve malumatına da cidden hürmet gösterirdi. Binaenaleyh, ilk Hareket Ordusu karargâhı bu suretle Hüseyin Hüsnü Paşa’nın kumandasında ve Mustafa Kemal’in kurmay başkanlığında pek mahdut subaylardan teşekkül etti. Bu hareket yalnız memlekette değil, tekmil Avrupa’da, hatta tekmil dünyada mühim akisler uyandırmıştır.</p>
<p>“Fransızlar, Hürriyet Ordusu’nun ileri hareketi (L’avant merche de l’armee liberation) ve Almanlar (Die vormarsch der jurgen Türken) “Genç Türklerin ileri hareketi” adını verdikleri bu teşebbüsü alkışladılar. Redif bölüğünün seferberliğini ve kıtaların nakliyesini idare için Hareket Ordusu Karargâhı iki üç gün Selanik’te çalıştıktan sonra hususi bir trenle Hadımköyü’ne hareket etmişti. Kıtaların nakilleri de canlı bir faaliyetle devam ediyordu..</p>
<p><span style="font-weight:bold;">M. KEMAL, ENDİŞE DUYAN ÜSTLERİNE MORAL VERİYOR</span></p>
<p>Hadımköyü’ne kadar olan tren yolculuğunda, Kumandan (H. Hüsnü Paşa), İstanbul’a yaklaştıkça vesvese (içi rahat etmeme, şüphe, kuruntu) duyuyordu. Kurmay Başkanı Mustafa Kemal muvaffakakiyetin muhakkak olduğunu söyleyerek bir taraftan kumandanın her türlü endişesini gidermekte, bir taraftan da asker için ve İstanbul halkı için beyannameler ve emirler hazırlamakta idi. Hareket Ordusu’nun büyük maksadı ve ciddi teşebbüsü İstanbul’da anlaşılır anlaşılmaz gericilerden ve âsilerden başka bütün halka büyük bir emniyet geldi; birer köşeye çekilip mustarip bir halde neticeyi bekleyen birçok aydınlar, subaylar koşarak Hareket Ordusu’na katılmaya başladılar. Milletvekilleri ve Ayan üyeleri İstanbul’dan çıkarak Yeşilköy’de toplanmaya başladılar. Hadımköy, Ispartakule, Halkalı mıntıkalarında toplanan hürriyet askerleri, Mustafa Kemal’in keskin zekâsıyla düşünerek inceden inceye teferruatiyle hazırladığı plan dairesinde muhtelif ve muhtelit (karma) kollar halinde İstanbul üzerine harekâta geçtiler. Üçüncü Ordu kıtaları İstanbul ve Beyoğlu üzerine, İkinci Ordu kıtaları da Şevket Turgut Paşa kumandasında Yıldız’a yönelmişti. Asilerin maneviyatı bozulmaya başladığı ve halkın kurtarıcı olarak bekledikleri Hareket Ordusu’nun bir an evvel şehre girmesini tehalükle (büyük bir istekle) beklemekte oldukları haberleri gelmekte idi. Gericiler de çalışıyordu. Çatalca’daki askeri kendilerine çevirmişlerdi. Gümülcine mıntıkası ile de fazla meşgul oldular. Oralara da birçok propagandacı yollamışlardı. Vaziyet, İspanyol harbi gibi dâhilî bir harbe sürüklenecek kadar tevessü edebilirdi (genişleyebilirdi). Ancak, alman güzel tedbirler sayesinde İstanbul’un işgalinde tasavvur olunan müşkülatın hiçbiri çıkmamıştı. Gericiliğinde bastırılmasında büyük tehlikeleri göze aldırmak lüzumu baş göstermedi.”</p>
<p><span style="font-weight:bold;">UCUZ ŞÖHRET PEŞİNDEKİ MAHMUT ŞEVKET PAŞA İSYAN BASTIRILDIKTAN SONRA HAZIRA KONUYOR</span></p>
<p>Görülüyor ki Mustafa Kemal’in aldığı önlemlerle isyan söndürülmüş, İstanbul’un işgali temin olunmuş, bundan sonrası dâhilî, haricî ve idarî sorunların çözümlenmesi ve gericilerin cezalandırılması gibi hususların çözümüne kalmıştır.</p>
<p>Harekâtı, Selanik’ten dikkatle izleyen Mahmut Şevket Paşa, bu aşamada komutayı ele alıp ucuz bir zafer şöhreti elde etmek için yedi vagonluk bir askerî kuvvetle İstanbul’a hareket etmiştir. Mahmut Şevket Paşa’nın İstanbul varoşlarına varışı, isyanın başlamasının 10 günüdür. Mustafa Kemal Paşa olmasaydı bu gecikme bir felaketle neticelenebilirdi.</p>
<p>Atatürk’ün adını ağızlarına ve kalemlerine almayan kimi tarihçilerimiz eserlerine aldıkları Hareket Ordusu konusunda Mustafa Kemal’e hiç değinmemişlerdir. Birkaç kişiyi geçmeyen bu tarihçiler sayılmazsa diğer tarihçi ve araştırmacılarımızın hemen hepsi Atatürk’ün 31 Mart (13 Nisan 1909) Vakası’ndaki etkin rolüne ve Mahmut Şevket Paşa’nın sonuçlandırılmış büyük bir zaferin şerefini üstlenmek küçüklüğüne, yetersiz de olsa, işaret etmektedir. Örneğin o günleri yaşamış, deneyimli ve tarihsel olayların içinde bulunmuş değerli yazar Mustafa Ragıp Esatlı, büyük hacimli kitabında Atatürk’ün yüceliğine ve Mahmut Şevket Paşa’nın cüceliğine şöyle değinmektedir:</p>
<p>“&#8230; Mahmut Şevket Paşa, İstanbul üzerine yürümek, Abdülhamit’i devirmek şerefini zekâ ve kudret itibariyle ne kadar yüksek olursa olsun Mustafa Kemal Bey’e bırakmak istemiyordu. Mustafa Kemal Bey’in planı ile ikmal edildikten sonra İstanbul’a girmenin muvaffakiyet va’dettiğini anlayan III. Ordu Kumandanı Mahmut Şevket Pasa, bu hareketin başında gözükmek hevesinden kendini kurtaramadı. Ve Hareket Ordusu Kumandanlığını kendisi üstlendi. Oysa 22 Nisan’da Mustafa Kemal Bey’in planı tatbik edilmiş, harekât başlamış, âsi kuvvetlere ilk mühim darbeler indirilmiş, ordu Yeşilköy’e kadar uzanmıştı. Mahmut Şevket Paşa bu hazır muvaffakiyetlerden sonra 23 Nisan’da bir beyanname yayımlayarak kumandayı üzerine almıştır&#8230; Işın içyüzünü bilenler, Mahmut Şevket Paşa’yı bir hürriyet kahramanı olmaktan uzak görüyorlardı.. 5</p>
<p>Tekrar Orgeneral İzzettin Çalışlar’ın anılarına dönelim:</p>
<p>“İşte bu arada, bu işin başına geçerek Osmanlı tarihinde büyük bir şöhret kazanmak şerefi Mahmut Şevket Paşa’ya nasip olmuştur&#8230;”</p>
<p>Gene buraya bir nokta koyalım ve Mahmut Şevket Paşa “büyük bir şöhret” mi kazanmıştır? Yoksa “tarih”in şaşmaz yargısı hükmünü yerine getirmiş, bir büyük paşanın şöhret ve şeref kazanmak, (hak etmediği bir şöhret kazanmak) uğruna nasıl küçüldüğünü yargıya mı başlamıştır.</p>
<p>Mahmut Şevket Paşa, bu yalancı şöhretin cazibesini öylesine benimsemiştir ki yıllar sonra bile, Balkan Harbi’nde atandığı Alasonya Cephesi Kumandanlığını -uğrayacağı başarısızlığı ve şöhret zannettiği iğreti unvanı zedeleyeceği düşüncesiyle- reddetmiştir. Bu olayla ilgili olarak İsmail Hami Danişmend, Kronolojisi’nde Mabeyn Başkâtibi Ali Fuat Bey’den aktararak şu anektoda yer vermiştir :</p>
<p>“Balkan Harbi’nde Ahmet Muhtar Paşa tarafından Yunanlılara karşı Alasonya Cephesi Kumandanlığına tayin edilmiş olan Mahmut Şevket Paşa bu vazifeyi kabul etmediği için o cephe, jandarmadan yetişmiş Hasan Tahsin Paşa gibi ehliyetsiz bir adamın eline verilmiş, bu itibarla da Selanik’in müdafaasız teslimine yol açılmıştır. Mabeyn başkatibi Ali Fuat Bey hatıratında bu menfi hareketinden dolayı kendisini tenkit edince Mahmut Şevket’in :<br />
— Canım efendim, ne yapayım? Bu benim şöhretimi ve askerlik şerefimi ihlal etmek için yapılmıştır. Şöhretimi nasıl feda ederim!”6</p>
<p>Bu anektod, Mahmut Şevket .Paşa’nın ruhsal durumunu çok iyi belirliyor.</p>
<p>Görüldüğü gibi İzzettin Paşa’nın bu anısında 31 Mart Vakası’nın diğer tarihî kaynaklarında rastlamadığımız bilgiler buluyoruz. Atatürk’ten bir yaş küçük olan yazar, birçok olayları Atatürk’le birlikte yaşamıştır. 31 Mart olayında olduğu gibi. Bu bakımdan anıya, kısıntı yapmadan devam ediyoruz:</p>
<p>Mustafa Kemal, icraatına karışılmasını istemiyordu. “Askerî tedabir ve icraatla İstanbul’un işgali temin olunduktan sonra dahilî, siyasi, hatta haricî pek mühim birçok meseleler karşısında kalınacaktı. Muvakkat bir diktatörlüğe de belki lüzum hâsıl olacaktı. Mustafa Kemal İstanbul üzerindeki harekâtı çabuklaştırdığı nisbette ATASEmiliterliklerden ve diğer yerlerden Selânik’e koşan birçok zevat da Mahmut Şevket Paşa’nın etrafında toplanarak hususi bir sür’at hatasıyla bir an evvel Hürriyet Meydan muharabesi’ne varmak için yola çıkmışlardı. Mustafa Kemal, hazırladığı ve İstanbul’a kadar götürdüğü Hareket Ordusu’na başkalarının karışıp şuna buna âlet olmalarını istemiyordu. En büyük teşebbüsü bizzat almayı tasarlamıştı. Mustafa Kemal’in kendi nefsine ve zekâsına o kadar itimadı vardı ki Hareket Ordusu’nun icraatını ve bu icraattan doğacak&#8230; (birkaç satır silik). O zamana kadar geçen kıtaları, biriktirilen erzak ve mühimmatı öğrendikten ve zaten İstanbul’a girmiş bulunan Hareket Ordusu kıtalarının vaziyeti hakkında malumat aldıktan sonra Yeşilköy’e ve oradan Bakırköy’e varan Mahmut Şevket Paşa “Hareket Ordusu Kumandanı” namiyle harekâtı eline almış bulunuyordu.</p>
<p>Üçüncü Ordu Kumandanı’nın ferik rütbesinde Kurmay Reisi ve albaylar, yarbaylar rütbesinde kurmay subayları vardı. Askerî ve siyasî harekâtı Selanik’ten İstanbul’a kadar sevk ve idare eden ve İstanbul’u gericilerin ve âsi askerlerin elinden kurtaran Birinci Harekat Ordusu Kumandanı Ferik Hüseyin Hüsnü Paşa ve Önyüzbaşı Mustafa Kemal bu yeni Hareket Ordusu içinde kalamaz ve kaynaşamazlardı. Mahmut Şevket Paşa’nın etrafında Selanik’ten beraber bulundurduğu kişilerden başka İstanbul’da bulunan bütün askerî erkân da toplanmıştı.</p>
<p>Derhal askeri yeni teşkilat yapıldı. Hareket Ordusu birinci ve ikinci mürettep fırkalar namiyle iki fırka olarak teşekkül etti. Ve kısm-ı âzami Üsküdar mıntıkalarına verilen gayrımuntazam gönüllü müfrezeler de başka bir kumandaya bağlandı. Birinci Tümen Kumandanı Miralay Hasan İzzet ve İkinci Tümen Kumandanı da Miriliva Şevket Turgut Paşa oldu. İstanbul’da esasen mevcut Birinci Ordu Kıtaları’ndan irtica ile alakadar olmayanları tensik (nizama koyma) ve Birinci Ordu’nun yeni baştan teşkili vazifesi Birinci Ordu Kumandanı Mahmut Muhtar Paşa’ya havale edildi. Örfi İdare ilan olundu.</p>
<p>Bu vaziyet içinde çok mühim olan İstanbul Merkez Kumandanlığına Üsküdar Mutasarrıfı Kurmay Yarbay Ahmet Cemal (Ünlü Bahriye Nazın Cemal Paşa) getirildi. Yeşilköy’de Ayan ve mebusların içtimaiyle Abdülhamit’in hal ve Reşad’ın Osmanlı Tahtına iclası (getirilmesi) kararını alan Mahmut Şevket Paşa, Hareket Ordusu karargâhı ve İstanbul’dan iltihak eden büyük generallerle —ki Nazım Paşa, Ahmet İzzet Paşa, Mahmut Muhtar Paşa, Keçecizade İzzet Paşa bu arada idiler— hususi banliyö treniyle Bakırköy’den Sirkeci’ye vardı ve atla dörtnala Babıâli, Cağaloğlu, Türbe ve Çemberlitaş yolu ile Beyazıt’ta Harbiye Nezareti’ne vardı.</p>
<p>Birinci Hareket Ordusu’nun icraatı sayesinde (yani Mustafa Kemal’in kumanda ettiği) toplattırılmış olan bütün gericiler başlarında Nazif Sururi ve Cevher Ağa ve asi Avcı taburları başlarında Hamdi Çavuş olduğu halde Harbiye Nezareti meydanını doldurmuşlardı. Mahmut Şevket Paşa yüksek sesle Avcı Taburları’na hitaben :</p>
<p>“Ben sizi mükemmel bir talim ve terbiye ile ve meşrutiyeti korumak için Üçüncü Ordu’dan İstanbul’a yolladım. Siz birer canavar kesildiniz ve âsi oldunuz. Şimdi hepinizin ve sizi teşvik edenlerin kafasını kırmak için buraya geldim.” dedi.</p>
<p>Daha sonra maiyeti ile Harbiye Nezareti’ne gitti. Yeni padişah Harbiye Nezareti’ne getirilip orada kendisine biat olundu. Harp Divanı kurulup Bekirağa Bölüğü’nde hapsedilen mültecilerle muhakemeleri başladı. Gerici ve asiler, cinayetleri işledikleri yerlerde kurulan darağaçlarına asıldılar. Millet ve memleket tekrar sevinçlere kavuştu. Millet, istibdat yılanlarının başını bir daha kopardığından müftehir ikinci bir hürriyet bayramı yaşıyordu. Kim düşünüyordu ki, bu irtica vakıasında sefil ve cahillerin mahbesi olan Bekirağa Bölüğü, Büyük Harbin sonlarında bu vakanın intikamını almak üzere Vahdettin’in takip eylediği aydın vatanseverlerden yüzlerce Türk’ün de mahbesi olacaktır? Ve Vahdettin’in Harp Divanları mürteci Nazif Sururi ve Cevher Ağa’yı idama mahkûm eden Divan-ı harplere Mutasarrıf Nusret, Kaymakam Kemal ve Vali Hazım gibi Türklüğe hizmet eden vatanseverleri idama mahkûm etmek için güya nazire yapacaklardı.</p>
<p>Artık bu yeni Hareket Ordusu içinde Mustafa Kemal’i meşgul edecek bir vaziyet kalmamıştı. O, başlangıçta Hareket Ordusu’nun teşkilinde ve bu ordunun İstanbul’a kadar sevk ve idaresiyle İstanbul’un işgalinde belli-başlı mürtecilerle asilerin toplattırılmasında hakikaten büyük hadisenin kahramanı olmuş ve çok değerli hizmetlerde bulunmuştur.</p>
<p>Bundan sonra O’nun âli düşünceleri ve büyük tasavvurları diğerkilerine benzemiyordu. O, ne yıldırım tasfiyesi için vazife alanlarla, ne orduda “tasfiye-i zütebe-i askeriye” namiyle teşekkül eden heyetlerle beraberdi. Mustafa Kemal, subayların orduda politika ile, siyaset işleriyle ve particilikle meşgul olmasına şiddetle aleyhtardı.7</p>
<p>31 Mart Vakası ile ilgili incelemelerin hiçbirinde, Orgeneral İzzettin Çalışlar’ın bu makalesinde olduğu gibi Atatürk’ün Hareket Ordusu içindeki rolüne ve etkinliğine böylesi geniş ve detaylı biçimde yer verilmiş değildir.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">MUSTAFA KEMAL’İN HÜSEYİN HÜSNÜ PAŞA ADINA KALEME ALDIĞI BEYANNAMENİN TAM METNİ</span></p>
<p>Bu beyanname, “Tamim Telgraf Genelge” külliyatında yer almamıştır ve birkaç noktadan önemlidir: 33 yıl boyunca Abdülhamit II tarafından yasaklanmış ve sözlüklere bile alınmamış tehlikeli(!) kavramları içermektedir. Örneğin, Anayasa, istibdat, hürriyet, insan hakları gibi. Ayrıca, Abdülhamit’in düşürüleceği beyannamede açıkça belirtilmiştir. Mahmut Şevket Paşa’nın yayımladığı beyannamede ise saltanatın muhafaza edileceği hususunda teminat verilmektedir. Her bakımdan önemli ve cesurca olan Mustafa Kemal’in bu tarihsel beyannamesinin tam metnini aynen aşağıya alıyoruz:</p>
<p><span style="font-style:italic;">1 — Millet, senelerden ben icra-yi mezalim eden kuvve-i istibdadı parçalayarak Hühümet-i Mesrua-i Meşrutiyeti tesis etti. Bu kansız inkılab-ı mesuttan mutazarrır olan edâni, gayrımeşru bir surette temin-i menfaatlerine hadım hal-i sabıkın iadesi için bin türlü hiyel ve desais ve denaete müracaat ederek Hükümet-i Mesrua-i Meşrutamızı rahnedar etmek istedi. Ve bütün Âlem-i islamiyet’in tel’in ettiği istanbul faciasının hudusuna sebebiyet vererek masum kanlar döktü.</span></p>
<p><span style="font-style:italic;">2 — Millet, hayat ve istikbalinin kâfil-i yegânesi olan meşrutiyetin rahnedar edilmek ve ahkâm-ı şer’iye ve saadet ve selamet-i umumiyet-i milliyemizi zâmin olan Kanun-i Esasiyemizin ayaklar altına alınmak istendiğini gördü ve bu harekât-ı denatkâranenin müsebbib-i aslilerini tedip etmek lüzumunu takdir ederek heyet-i umumiyesiyle İstanbul üzerine yürümeye karar verdi, ilk kuvve-i icraiye olmak üzere işte bizi, İstanbul surları karşısında gördüğünüz bu Hareket Ordusu’nu buraya gönderdi.</span></p>
<p><span style="font-style:italic;">3 — Hareket Ordusu’nun maksat ve vazifesi Hükümet-i Meşrua-i Meşruatımızı hiçbir kuvvetin sarsmayacağı surette ve sırf kuvve-ı şerait-i garra ile müeyyet bulunan Kanun-i Esasinin fevkında hiçbir kanun, hiçbir kuvvet olmadığını ve olamayacağını isbat eylemek ve Meşrutiyet-i meşruamızın istikrarından memnun olmayan vatan ve millet hainlerine son ve kat’i bir ders-i intibah vermektir.</span></p>
<p><span style="font-style:italic;">4 — Mazlum ahali ve bitaraf efrat tamamıyla himaye edilecektir. Ancak, muharrikler, müfsitler ve müşarikler behemehal layık oldukları tedibat kanuniyeden kurtulamayacaklardır.</span></p>
<p><span style="font-style:italic;">5 — Heyet-i fazıla-i ilmiye, sertac-ı ihtiram ve ibtihacımızdır. Fakat mel’anet ve temin-i menfaat-i âdiye ve şahsiye maksadiyle yalandan kisve-i ilmiyeye bürünerek din-i şerif-i Muhammediyi istihfaftan çekinmeyerek teşmil-i menfaate kalkışan birtakım hafiyeler, menfaatperestler elbette mukteza-yi şer-i kanuna göre muamele görmekten halas edilemeyeceklerdir.</span></p>
<p><span style="font-style:italic;">6 — Millet mebuslarının ve muhterem mebusların şayan-ı itimat görüp ihtihap ettikleri heyet-i vükelanın hayatları ve Kanun-i Esasi’nin kendilerine bahşeylediği hukuk ve nüfuz ve salahiyetleri tamamıyla ve kemaliyle temin, sükûn ve sürur-i umumi katiyen istihsal edilecektir.</span></p>
<p><span style="font-style:italic;">7 — Selamet-i vatan ve saadet-i milliyemizin istilzam eylediği bu icraat-ı askeriyemiz esnasında memleketin inzibat-ı dahilî ve sükûnet-i tammesini ve cümlenin muhafaza-i hayat ve malını temin için her türlü tedabirin ittihazına tevessül edilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-style:italic;">8 — Muhterem süfeka ve bilcümle misafirin-i ecnebiyenin bî-huzur olmalarına meydan verilmeyecektir.</span></p>
<p><span style="font-style:italic;">9 — İstanbul vaka-i faciasında kanları dökülen şühedanın ervah-ı muazzezesi karşısında hesap vermeye, havf ve dehşete düşmeye mahkûm olanlar, ancak bu facia-i hunaludun failleri, muharrik ve müşarikleridir. Bu hakikati herkes bilmeli ve telaş ve heyecana kapılmayıp müsterih olmalıdırlar.</span></p>
<p style="text-align:right;"><span style="font-style:italic;">6 Nisan 1325 (19 Nisan 1909)8</span></p>
<hr /><font size="1"><br />
1 Ali Fuad Türkkeldi, Görüp İşittiklerim, Ankara 1984, s. 43.<br />
2 Vahdeti sonradan İzmir’e kaçmışsa da yakalanarak İstanbul’a getirilmiş ve idam edilmiştir.<br />
3 İsmail Hami Dânişmend, 31 Mart Vakası, İstanbul 1961, s. 216.<br />
4 31 Mart ve Mustafa Kemal, Emekli Orgeneral İzzettin Çalışlar, Ulus gazetesi 13 Nisan 1940.<br />
5 İttihat ve Terakki Tarihinde Esrar Perdesi, Mustafa Ragıp Esatlı, 1944, s. 25.<br />
6 İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, Cilt: 4, İstanbul 1972, s. 404.<br />
7 İzzettin Çalışlar, a.g.m.<br />
8 Mustafa Ragıp Esatlı, a.g.e., s. 21-22.<strong><font face="Verdana">Sadi Borak</font></strong><br />
</font><font size="1" face="verdana"><em>ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 23, Cilt: VIII, Mart 1992</em></font><em><font face="Verdana"><strong><a target="_blank" href="http://www.atam.gov.tr" title="Kaynak">Kaynak</a></strong></font></em></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyotarih.wordpress.com/183/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyotarih.wordpress.com/183/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyotarih.wordpress.com/183/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyotarih.wordpress.com/183/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyotarih.wordpress.com/183/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyotarih.wordpress.com/183/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyotarih.wordpress.com/183/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyotarih.wordpress.com/183/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyotarih.wordpress.com/183/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyotarih.wordpress.com/183/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyotarih.wordpress.com/183/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyotarih.wordpress.com/183/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyotarih.wordpress.com/183/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyotarih.wordpress.com/183/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyotarih.wordpress.com/183/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyotarih.wordpress.com/183/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=183&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/31-mart-vakasi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">biyotarih</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Cafer Tayyar Paşa</title>
		<link>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/cafer-tayyar-pasa/</link>
		<comments>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/cafer-tayyar-pasa/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 10:21:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>biyotarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtulus Savasi Komutanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer Tayyar Eğilmez]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer Tayyar Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Trakya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyotarih.com/?p=43</guid>
		<description><![CDATA[ Cafer Tayyar Eğilmez (1877 &#8211; 1958)   A- AİLESİ VE EĞİTİMİ Balkan ve Birinci Dünya Savaşlarında önemli görevler üstlenen ve Milli Mücadele Dönemi’nin “Trakya Milli Kumandanı” olan Cafer Tayyar Paşa, 1877’de Kosova Vilayeti’ne bağlı olan Priştine Sancağı’nda doğdu. “Çolakoğulları” lakabıyla tanınan Anadolu kökenli bir ailedendir.Babası Emin Efendi, gönüllü olarak Osmanlı Ordusuna katıldı. Genç yaşında Süvari [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=182&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><a href="http://www.biyotarih.com/wp-content/uploads/2008/02/cafer_tayyar.jpg" title="cafer_tayyar.jpg"><img src="http://www.biyotarih.com/wp-content/uploads/2008/02/cafer_tayyar.jpg" alt="cafer_tayyar.jpg" /></a></p>
<p align="center"> <strong>Cafer Tayyar Eğilmez</strong></p>
<p align="center"><strong>(1877 &#8211; 1958)</strong></p>
<p align="center" style="text-align:justify;"><span style="font-weight:bold;"> <span id="more-182"></span></span></p>
<p align="center" style="text-align:justify;"><span style="font-weight:bold;"></span></p>
<p align="center" style="text-align:justify;"><span style="font-weight:bold;">A- AİLESİ VE EĞİTİMİ</span></p>
<p align="center" style="text-align:justify;"><span style="font-weight:bold;"></span></p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Balkan ve Birinci Dünya Savaşlarında önemli görevler üstlenen ve Milli Mücadele Dönemi’nin “Trakya Milli Kumandanı” olan Cafer Tayyar Paşa, 1877’de Kosova Vilayeti’ne bağlı olan Priştine Sancağı’nda doğdu. “Çolakoğulları” lakabıyla tanınan Anadolu kökenli bir ailedendir.Babası Emin Efendi, gönüllü olarak Osmanlı Ordusuna katıldı. Genç yaşında Süvari Yüzbaşısı rütbesine terfi etti. Alay komutanı olarak katıldığı 1877-78 Türk Rus Savaşı’nda Plevne’de şehit oldu. Babası’nın şehit düştüğü sırada dünyaya gelen Cafer Tayyar Paşa, 10 yaşındayken Annesini de kaybetti1.Büyük Ağabeyi İsmail Hakkı Bey 1872’de doğmuştur. Harp Okulu mezunudur. Çocukluk ve gençlik yıllarında Cafer Tayyar Paşa’nın yetişmesinde etkili olmuştur. İttihat ve Terakki Cemiyeti Mensubu olan İsmail Hakkı Bey, çeşitli askeri ve idari görevlerde bulunmuş, 1918’de Bursa Valisi iken vefat etmiştir.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa’nın diğer Ağabeyi Ahmet Hamdi Bey 1875’de doğdu. O da diğer kardeşleri gibi İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin üyesiydi. Harp Okulu’nu bitirdikten sonra askeri okullarda öğretmenlik yaptı. Mayıs 1920’de Cafer Tayyar Paşa’nın Trakya’daki faaliyetleri ve İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi olduğu için tutuklandı. Sekiz ay tutuklu kaldıktan sonra Anadolu’ya geçen Ahmet Hamdi Bey 1948 yılında İstanbul’da ölmüştür2.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa, eğitimine Drama İdadi-i Mülkiye Mektebinde başladı. Şehit asker çocuklarının askeri okullara yatılı olarak kabulleri için çıkanları bir İrade-i Seniyye üzerine kardeşleri Manastır Askeri İdadisi’ne, Cafer Tayyar Paşa da Manastır Askeri Rüştiye Mektebine kayboldu. Eğitimini Manastır Askeri İdadisi’nde sürdürdü3.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa, Manastır Askeri İdadisini başarıyla bitirdikten sonra 1 Mart 1898’de İstanbul’da Harp Okulu’na kayboldu. Süvari Teğmeni olarak Kurmay sınıfına seçildi. 9 Ocak 1902’de Üsteğmen oldu. 4 Ocak 1902’de Harp Okulu’ndan ilk on kişi arasına girerek mezun oldu4.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa’nın Okul arkadaşları arasında Ali Fethi Okyar, Hafız Hakkı, Ali Fuat (Erdem) Kara Vasıf (Karakol) gibi şahsiyetler bulunuyordu5. Dönemin diğer sivil ve asker aydınlan gibi öğrencilik yıllarında “hürriyet ve yenilik hareketleriyle” ilgilendi. Kendi deyimiyle “faal bir teşkilata girmemekle beraber fikri yapısı bu dönemde olgunlaştı”6.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;"><span style="font-weight:bold;">B- CAFER TAYYAR PAŞA’NIN I. DÜNYA SAVAŞINA KADAR ASKERİ VE SİYASİ FAALİYETLERİ</span></p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Harp Okulu’ndan Kurmay Yüzbaşı Rütbesiyle mezun olan Cafer Tayyar Paşa, Stajını yapmak üzere merkezi Selanik’te olan III. Ordu emrine verildi. İlk görevi Üsküp’te bulunan “Yetmişikinci Nizamiye Alayı’na bağlı Üçüncü Tabur, ikinci Bölük Kumandanlığı” idi. Bu sırada Makedonya Bölgesi son derece karışıktı. Bulgar, Sırp Rum ve Arnavut çeteleri birbirleriyle ve Türklerle çarpışmaktaydı. Cafer Tayyar Paşa eşkiya takibinde görev aldı.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Komonova’da Bulgar çeteleriyle çarpıştı. 12 Mayıs 19O5’te Yemniya Tepelerinde güçlü bir Sırp Çetesini yenilgiye uğratarak ilk askeri başarısını gerçekleştirdi7. Komonova, Eğri Palanka ve Karatova Kazalarının Eşkıya Takibi Müfettişliğine atandı. Bölgedeki Sırp ve Bulgar çetelerinin etkisiz hale getirilmesinden sonra Üsküp Topçu Alayı’na gönderildi ve stajını burada tamamladı. Cafer Tayyar Paşa, Eşkıya takibindeki hizmetleri nedeniyle 5 Haziran 19O5’te Dördüncü Rütbeden Osmani ve 14 Aralık 19O5’te Dördüncü Rütbeden Mecidi Nişanlan ile ödüllendirildi8.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">25 Mart 19O6rda kolağası olan Cafer Tayyar Paşa, Kosova Mıntıka Kumandanlığı, Kurmay Başkanlığına tayin edildi9. Makedonya’da çıkması muhtemel olan bir ihtilalde komitelerin faaliyetlerini engellemek amacıyla tedbirler almak üzere Köprülü’de Enver Paşa ile görev yaptı. Bu arada ittihat ve Cemiyeti’ne üye olarak Cemiyet’in Üsküp Şubesi’nin kuruluşunda görev aldı. Bölgede Cemiyet’in teşkilatlanmasında aktif olarak çalıştı10. 24 Şubat 19O8’de Binbaşı Rütbesiyle Onyedinci Nizamiye Alayı Birinci Takip Taburu Kumandanı oldu.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">II. Meşrutiyet’in ilanından sonra1’ uygulamalardan memnun olmayan Arnavutlar, özellikle Avusturya ve Rusya’nın da teşvikiyle ayaklanmaya başladı. Cafer Tayyar Paşa, Metrovice Tümeni Kurmay başkanı olarak Arnavutların isyanını bastırmakla görevlendirildi. Metrovice, İpek ve Gosniye bölgelerindeki isyanlara karşı yapılan harekatı idare etti. Bu sırada ittihat ve Terakki Muhalefeti’nin etkisiyle 31 Mart Vakası mey Şevket Paşa’ya asi Arnavutların İstanbul’a müdahale etmesini engelleyeceğine dair teminat vererek bulunduğu bölgede bu görevi üstlendi. İstanbul’a giden Hareket Ordusu, kısa sürede duruma hakim oldu. II. Abdülhamit tahttan indirilerek V. Mehmet Reşat padişah oldu12. II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesi O’na sempati duyan Arnavut halkının İttihat ve Terakki’yi duydukları düşmanlığı artırdı. Arnavut milletvekilleri, Avusturya, Karadağ ve italya’nın da teşvikiyle isyan büyüdü. Hükümet isyanı sonlandırmak amacıyla ıslahat tedbirleri almaya başladı13. Cafer Tayyar Paşa, 1909 Ağustos ayına kadar ipek çevresi ve Ragova’daki isyancı Arnavutlara karşı yapılan harekatı idare etti. 7 Ağustos 1909’da Tasviye-i Rütep Kanunu ile rütbesi Kolağası’na indirildi14.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa, 8 Eylül 1909’de Aydın Eşkıya Takip Kumandanlığı, Takip Müfrezesi Komutan Yardımcısı oldu. Burada Rum çetelerine karşı başarılı mücadele verdi. 18 Ekim 1909’da Aydın Divan-ı Harb Üyesi oldu. 26 Ocak 1910’da Ödemiş Divan-ı harb Reisliğine tayin oldu. Bu sırada Almanya’da eğitim almak isteğiyle istifa ettiyse de izin verilmemesi üzerine Genelkurmay Başkanlığı 3.Şube emrine alındı. 27 Nisan 1910’da Binbaşı Rütbesine terfi etti.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">1910’da Arnavutluk’taki olayların artması üzerine Hükümet bölgede örfi idare ilan etmişti. Cafer Tayyar Paşa’nın İpek Sancağı Mutasarrıfı olan Ağabeyi 1. Hakkı Bey de olaylarda yararlanmıştı. Cafer Tayyar Paşa, Kosova Mürettep Kolordusu’nda görevlendirdi. Kolordu Kurmay Heyeti’nde bulunan Kazım Karabekir ve Aziz Samih Beylerle Arnavutların etkili olduğu Çilova Boğazı’nın açılışında görev aldı. Kazım Karabekir Paşa ile dostlukları burada başladı15, isyanın bastırılmasından sonra Yakova Divan-ı Harb Başkanı, 15 Temmuz 1910’da Kosova Divan-ı Örfî Başkanlığına getirildi16.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa, 4 Ağustos 1910’da İpek Sancağı Mutasarrıflığı’na atandı. 19 Ekim 1910’da îpek Kumandanlığı da O’na verildi17. Hükümet isyanlar sırasında oluşan zararları gidermeye çalışırken Karadağ sınırında yaşayan Malisörlerin18 isyanı başladı. Cafer Tayyar Paşa Kosova Mürettep Kolordusu 4. Tümen Kurmay Başkanlığına atandı. 15 Mayıs &#8211; 16 Haziran 1911 arasında yapılan beş büyük çarpışmada bizzat birliğinin başında Malisörlerle çarpıştı. Salıca, Kaprişka ve Barana bölgeleri Malisörlerden aldı. Malisörler Karadağ’a sığındıysa da Hükümet’in genel af ilanı vb. imtiyazlar vermeye başlaması üzerine geri dönmeye başladılar19. Cafer Tayyar Paşa Dahiliye Nazın Halil Bey ile görüş ayrılığı üzerine îpek’teki görevlerinden istifa etti. Genelkurmay Başkanlığı 4. Şubesi emrine verildi. 14 Ekim 191 l’de Rumeli’de Mustahfız Taburlarının kurulmasında görev aldı20.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Bu sırada Arnavutluk’ta yeni bir isyan başladı, isyanın merkezi ipek ve Yakova Sancaktan idi. Hükümet (Harbiye Nazın Mahmut Şevket Paşa’nın isteğiyle) tecrübesinden dolayı Cafer Tayyar Paşa’yı yeniden İpek Sancağı Mutasarrıf ve Kumandanlığına atadı (29 Aralık 1911). Cafer Tayyar Paşa’ya göre Hükümet’in Arnavutluk’ta uyguladığı siyaset yanlıştı. Her isyan sonunda verilen tavizler, özellikle genel af ilanı yeni isyanlara sebep oluyordu. O’na göre bölgenin idaresinde “adil, fakat kuvvete dayanan” bir sistem uygulanmalıydı. Aslında Malisörlere verilen imtiyatlar yeni bir isyana sebep olmuştu. İsyanlar İtalya, Rusya, Avusturya ve Karadağ tarafından da destekleniyordu21.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa, İpek’de Orfi İdare ilan ederek emniyeti sağlamak için tedbirler aldı. Islahat programı dahilinde yollar, okullar, resmi binalar yapımına hız vererek, idari düzenlemeler yapmaya çalıştı22. Bu sırada Ordu tam anlamıyla siyasetin içindeydi. İttihat ve Terakki karşıtı, Hürriyet ve İtilaf Yanlısı Subaylar “Halaskaran Grubu”nu kurdular. Hürriyet ve İtilaf Fırkası hükümet değişikliği için Arnavutların isyanını kullanmak istiyordu. Arnavutların isyanını bastırmakla görevlendirilen 1. ve 21. Tümenlerdeki subaylar asi Arnavutlarla anlaştılar. Cafer Tayyar Paşa’yı da kendileriyle işbirliği yapması için ikna etmeye çalıştılar. Cafer Taylar Paşa, onlara yaptıklarının yanlış olduğunu anlatmaya çalıştıysa da başarılı olamadı. Hükümet istifa etti, yerine kurulan Gazi Ahmet Muhtar Paşa Hükümeti, Arnavutluk’ta ıslahat yapmaya başladı. Cafer Tayyar Paşa, olayların Arnavutluk’un Osmanlı Devleti’nden ayrılma noktasına doğru gittiğini, olayların ve halkın isteklerinin bitmeyeceğini anlamıştı23. 3 Ağustos 1912’de İpek Sancağı Mutasarrıf ve Kumandanlığı görevlerinden istifa ederek ayrıldı. İstanbul’da 3. Seferberlik Şubesi’ne tayin edildi.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Mart 1912’den itibaren Balkan Devletleri arasında anlaşmalar yapmakta idi. Osmanlı Devleti’nin Balkan Devletleriyle ilişkileri gerginleşirken, ordudaki ikilik, halk arasındaki siyasi kargaşa sebebiyle iç ortamında oldukça bozuktu. Ordu sayıca olmasa da donanım ve disiplin bakımından yetersizdi. Balkan Savaşı 17 Ekim 1912’de başladı.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa, Balkan Savaşı’nda Osmanlı Doğu Ordusu, 16. Kolordu Kumandanlığı, Kurmay Başkanlığına atandı. Doğu Ordusu Edirne, Kırklareli, Paşmaklı civarında görevlendirildi. Doğu Ordusu taarruza gerçikten hemen sonra Kırklareli civarında büyük kayıp vermiş, geri çekilmeye başlamıştı24. Ordu Vize ve Lüleburgaz’a çekilip toparlanmaya çalışırken 1 Kasım 1912 günü cepheye ulaşan Cafer Tayyar Paşa’ya Pınarhisar-Kıraklareli arasındaki mevzilerden, diğer birliklerin geçişini  “himaye” görevi verildi. Görevini tamamladıktan sonra Doğu Ordusu’ndan oluşturduğu bir “piyade alayı” ile Osmanlı Ordusu’nun Bulgarlar’a önemli kayıplar verdirdiği Vize muharebelerine katıldı. Ordu umumi ricat emriyle Çatalca’ya çekildi25. Buradaki düzenleme ile Cafer Tayyar Paşa, Doğu Ordusu 2. Kolordu Kurmay Başkanlığına getirildi. 28 Ocak 1913’te Batı Ordusu’nda görevlendirildi. Buradaki ilk görevleri hakkında açık bilgiye sahip değiliz26. Lüşne’de Sirplar’la çarpışmış, burada tifüs hastalığına yakalandıktan sonra 20 Mayıs 1913’te İstanbul’a döndü. İstanbul’da “Üsküdar Ciheti Kumandanlığı” görevine getirildi (14 Haziran 1913). Ancak Cihet Komutanlıkları kaldırılınca 10 Aralık 1913’te İstanbul’da Askeri mahkeme üyesi oldu. Kışı bir süre sonra İzmir’deki 4. Kolordu Kurmay Başkanlığı’na tayin oldu.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa’ya Balkan Savaşı sonunda iki yıl kıdem verilmiş, 9 Aralık 1914’te Kaymakam (Yarbay) rütbesine terfi etmiştir.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;"><span style="font-weight:bold;">C- 1. DÜNYA SAVAŞI SAVAŞINDAKİ FAALİYETLERİ </span></p>
<p align="center" style="text-align:justify;"><span style="font-weight:bold;">1. Çanakkale Cephesi</span></p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa, Osmanlı Devleti fiilen savaşa girdiği sırada Birinci Tümen Kumandanlığına tayin edildi. Bir süre Tümen’in eğitimi ve eksikliklerini tamamlamak amacıyla27 İstanbul’da kaldıktan sonra Çanakkale (Seddülbahr) Cephesinde görevlendirildi. Ancak cepheye ulaştığında emrindeki tümenin iki alayı yeni oluşturulan Asya Grubu’na verilmiş, 124. Alay da II. Kolordu emrine verilerek bölünmüştü. Cafer Tayyar Paşa, bu uygulamaya karşı çıkmış, Seddülbahr cephesindeki tahkimatın yetersiz olduğunu görerek II. Kolordu Komutanı ile tartışmıştı. O’na göre tahkimatın yetersizliği yanında cepheye yeni gelen her birlik taaruza geçilerek daha etrafını tanımadan eritiliyordu. Burada taarruzu karşı taarruzla karşılamak ve tahkimatı güçlendirmek kayıpları azaltacaktı. Aslında, cephedeki bazı Türk subaylar da Cafer Tayyar Paşa ile aynı görüşte idi28. I Tümen 124. Alay’ın vermiş olduğu ağır kayıp sonunda Tümenin bütün birlikleri tekrar Cafer Tayyar Paşa’nın idaresine verildi. Aynı zamanda Seddülbahr cephesindeki tahkimatın Cafer Tayyar Paşa tarafından yönlendirilip yaptırılması emri de verildi29.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Ağustos 1915 sonlarında Anafartalar ve Seddülbahr cephelerinde savaş eski hareketliliğini kaybetmiş, siper çatışmaları yapılmaya başlanmıştı. Cafer Tayyar Paşa komutasındaki I. Tümen’in bağlı olduğu “14. Kolordu ve sağ cenah kumandanı” Trommer Paşa tebdili hava olarak Edirne’ye gidince O’nun görevleri vekaleten Cafer Tayyar Paşa’ya verildi30. Ancak, 9 Eylül 1915’te yürüttüğü görev Albay Konengiesser’a verildi. Cafer Tayyar Paşa yürürlükteki nizamnameye göre Kolordunun en kıdemli Tümen komutanı olarak kendisinin yürütmesi gereken bu görevlerin bir alman subayına verilmesine sinirlenerek ordudan ayrılmak istedi. İtirazları sonunda 31 Eylül 1915’te tekrar 14. Kolordu ve I. Mıntıka komutanlıklarına vekaleten adandı.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa Çanakkale Cephesi’ndeki hizmetlerinden dolayı üç yıl “kıdem zammı” alarak 14 Aralık 1915’te Albay oldu. Gelibolu Yarımadası’nın İtilaf Devletleri tarafından tahliyesi tamamlandıktan sonra (9 Ocak 1916) İstanbul’a döndü.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;"><span style="font-weight:bold;">2. Kafkas ve Irak Cephelerindeki Faaliyetler</span></p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa, İstanbul’da I. Tümen’e yeniden savaş gücü kazandırmaya çalıştı. Kafkas Cephesi’nde Rusların Muş, Tatvan, Bitlis’i işgal edip Erzurum’u da almaları sonunda Çanakkale Cepheleri’nden dönen birliklerin bölgeye gönderilmesine karar verildi. II. Ordu’ya bağlı I. Tümen komutanı olarak Kafkas Cephesine gitti (Haziran 1916). Emrindeki I. Tümen Çapakçur ve Oğnut’ta Ruslara karşı başarılı savunmalar yaptı. Cephede Oğnut Bölgesi’ndeki aşiret alayları ve milisler de Cafer Tayyar Paşa’nın emrine verilmiştir. 27 Temmuz-1 Ağustos 1916 tarihleri arasında verilen mücadele sonucu Cafer Tayyar Paşa idaresindeki I. Tümen olağanüstü başarı göstererek Ruslara üç binden fazla kayıp verdirmiştir31.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa, 2-3 Eylül 1916’da Mürettep Kolordu Kumandanlığı’na tayin edildi. Karir dağlan, Göynük ve Çorsan bölgesinin tahkimi ve savunmasında görev aldı. Cephedeki yeni düzenlemeyle II. kolordu kumandanlığına atandı (25 Eylül 1916). II. Kolordu, Mustafa Kemal Paşa komutasındaki II. Ordu’ya bağlıydı.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa 8 Nisan 1917’de Irak Cephesi’nde 18. Kolordu komutanı Kazım Karabekir Paşa’nın isteği ile karşılıklı görev değişikliğini kabul ederek 18. Kolordu kumandanı oldu32. 18. Kolorduya bağlı birlikler Dicle yakınlarındaki Tikrit bölgesinde İngilizlere karşı eldeki imkanları ölçüsünde başarılı savunma yaptı. 18. Kolordu ihtiyaç sevkiyatındaki zorluklar vb. sebeplerle Tikrit’ten Cebel-i Harameyn mevkine yerleştirildi. Haziran 1918 sonlarında 18. Kolordu lağvedildi.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa 14 Temmuz 1918’de “Kuzey Kafkas Kumandanlığı”na atandıysa da 6 gün sonra, Talat Paşa’nın isteği ile İstanbul’da bulunan I. Kolordu komutanlığına getirildi33. Bir tarafta I. Kolordu birliklerine düzenlemeye çalışırken İstanbul’da asayişin sağlanması, Boğazlardan geçişin kontrolü gibi görevleri yerine getirdi. Firariler ve kurulan çetelerin faaliyetlerine karşı tedbirler aldı34.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">14 Eylül 1918’de İngiliz, Fransız ve Sırp Birlikleri Osmanlı Devleti’nin müttefiki olan Bulgaristan’a karşı gelen taarruza geçmişti. Durumun nazikliğinden dolayı savunmasız durumda bulunan Doğu Trakya’ya asker gönderilmesine karar veren Harbiye Nezareti, Cafer Tayyar Paşa komutasındaki I. Kolorduyu bölgeye gönderdi (29 Eylül 1918). Cafer Tayyar Paşa, emrindeki birliklerin ihtiyaçlarını temin etmeye ve savunma tedbirleri almaya çalıştı35. Bu sırada Bulgaristan’ın mütareke imzalamasından sonra Almanya ve Osmanlı devleti de mütareke imzaladı.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;"><span style="font-weight:bold;">D. MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNDEKİ FAALİYETLERİ</span></p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa, Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı gün İstanbul’daydı. Burada askeri ve sivil şahsiyetlerle görüştü36. Yapılan görüşmeler sonunda Türkiye’nin Avrupa’daki son toprağı olan Doğu Trakya (Edirne Vilayeti)’nin savunmasının önemi üzerinde duruldu. 2 Kasım 1918 günü İstanbul’da bulunan Trakya ileri gelenleri toplanarak Trakya’nın kaderini görüştüler. Bu görüşme ile Trakya-Paşaeli Müdafai Hukuk Cemiyeti’nin ilk nüvesi oluşturulmuştur37. Cafer Tayyar Paşa aynı gün Edirne’ye gitmek üzereyken Ağabeyi İsmail Hakkı Bey’in ölümünü haber alarak Bursa’ya gitmiş, cenaze töreninden sonra Edirne’ye dönmüştür.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">2 Aralık 1918’de resmen kurulan Trakya-Paşaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniyesi Cemiyeti38 ile işbirliği yaptı. Cemiyet üyelerinin büyük kısmı, siyasi yollarla mücadeleden yanaydı. Az bir kısmı silahlı savunmadan başka bir çare olmadığının bilincindeydi. Balkan savaşı sonrasında Bulgaristan sınırında kalan Batı Trakya’yı da birlikte düşünüyorlardı.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa, Doğu Trakya’nın Yunan işgali ihtimaline karşı hazırlıklara başladı. Mondros mütarekesi hükümlerine göre terhis edilmeleri gereken erlerin terhisini geciktirmeye çalıştı. Silah ve cephaneyi mümkün olduğunca elde tutmaya gayret etti. Doğu Trakya’daki İngiliz kontrol subayları ve İstanbul Hükümeti’nin emirlerine rağmen Jandarma teşkilatını takviye etti. İç asayişi sağlamak amacıyla yeni birlikler oluşturuldu39. Buradan geçişi bir süre için Trakya’ya alınan Tekirdağ’daki XIV. Kolordu Komutanlığına atanmış olan Kazım Karabekir Paşa ile görüştü. Görüşmelerinde İstanbul’un güvenliği açısından Edirne’nin savunmasının önemi konusunda görüş birliğine vardılar40. Kazım Karabekir Paşa’nın Doğu Anadolu’ya gidişinden sonra Hükümet O’nun emrindeki 55. Tümeni de Cafer Tayyar Paşa’nın idaresine bırakmıştı. Doğu Trakya’da I. Kolordudan başka birlikte kalmamıştır.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Bu arada İstanbul Hükümeti Cafer Tayyar Paşa’ya İtilâf Devletleri temsilcilerine yardımcı olması konusunda baskını sürdürmekte idi. Cafer Tayyar Paşa’nın Yunanistan’dan gelen Trakya Demiryolu Muhafaza Taburu’nun yerli Rumları silahlandırma hatta Türk subaylarına harekete varan taşkınlıkları sebebiyle değiştirilmesi için İtilâf Devletleri nezdinde ve Osmanlı Hükümeti’ne yaptığı başvuruları sonuçsuz kaldı41.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Bu arada Paris Barış görüşmelerinde İzmir ve çevresi ile ilgili tartışmalar sona ermiş “İzmir’i işgal hakkı” Yunanistan’a verilmişti. 15 Mayıs 1919 günü İzmir’in işgalinden sonra Doğu Trakya’nın akıbeti de belirginleşti. Cafer Tayyar Paşa, Doğu Trakya’nın İstanbul’a yakın olmasından dolayı her türlü ihtiyacını buradan sağlamak zorundaydı. Bu nedenle İstanbul Hükümeti ile ilişkilerini sürdürmüş, Hükümeti Edirne’ye yardımcı olmaya ikna etmeye çalışmıştır. Yunanlıların Faaliyeti ve İzmir’in işgalinden sonra Trakya’yı da işgal etmelerinin İstanbul’u tehlikeye düşüreceğini anlatan raporunu Harbiye Nezareti’ne göndererek seferberlik ilan etmek için yetki istemişse de beklediği desteği alamamıştır42.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">İzmir’in işgalinden sonra Anadolu’ya geçerek Milli Mücadeleyi başlatan Mustafa Kemal Paşa ile işbirliği halinde Trakya’daki Mücadeleyi sürdürmeye çalıştı43. Mustafa Kemal Paşa ile Cafer Tayyar Paşa’nın işbirliği Trakyalıların maneviyatını güçlendirdi. Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli’deki Müdafaa-ı Hukuk Cemiyetleri birleştirildi. Sivas Kongresi’ne Edirne’den temsilci gönderilmemiş ancak Kongre Kararlarına uyulacağı bildirilmişti. Trakya Paşaeli Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti’nin bir şubesi olarak çalışmaya başladı. Cafer Tayyar Paşa, I. Kolordu’ya bağlı Tümen komutanlarından görev bölgelerinde milli teşkilatlanmanın gerçekleştirilmesini ve resmi görevlilerle halkın yardımını sağlamalarını istedi. Ancak halkın büyük kısmı ve bazı idareciler Trakya’da silahlı savunma yapılmasına karşıydı. Milli teşkilatlanmaya engel oldular. Özellikle Tekirdağ Mutasarrıfı büyük zorluklar çıkarmıştır. Bu durum Trakya’daki Mücadele’yi olumsuz olarak etkiledi. Cafer Tayyar Paşa’nın bütün çabalarına karşılık teşkilatlanma tam anlamıyla başarılı olamadı.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">16 Mart 1920 günü İstanbul’un resmen işgali üzerine Cafer Tayyar Paşa İstanbul’la irtibatını büyük ölçüde keserek, aynı gün yayınladığı Kolordu emriyle Doğu Trakya’da seferberlik ilan etti. İstanbul’la olan telgraf hattı kapatıldı, buradan gelen yayınlara sansür koydurdu44. 19 Mart 1920’de Edirne Selimiye Camii’ndeki Miting’den sonra toplanan askeri ve mülki görevliler arasında Trakya’nın savunmasında izlenecek yol tartışıldı. 31 Mart &#8211; 2 Nisan 1920 tarihlerinde gerçekleştirilen Lüleburgaz Kongresi’nde “Trakya’da iç ihtilal ve yabancı işgaline karşı müdafaa mukavemet” kararı alındı. Cafer Tayyar Paşa’nın görevi savunma kararını askeri komutan olarak uygulamaktı. Kongrenin aldığı karar TBMM’nin açılış hazırlıklarını yürütmekte olan Mustafa Kemal Paşa’ya bildirildi. Aynı Kongre’de Cafer Tayyar Paşa TBMM’ne Edirne Milletvekili seçildi45.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Kolordu’nun seferberlik ilanıyla artan ihtiyaçlarını sağlamakta zorlanan Cafer Tayyar Paşa, İstanbul Hükümeti ile ilişkisi olan Edirnelilerin teşviki ve Trakya-Paşaeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti’nin aldığı karar neticesi İstanbul’a gitti46. Ancak İstanbul’da bulunduğu sırada beklediği yardımı alamadığı gibi Kolordu Komutanlığı’ndan da azledildi. Cafer Tayyar Paşa’ya TBMM tarafından “Rumeli Umum Komutanlığı” unvan ve selahiyeti verildi. Edirne’nin savunmasıyla ilgili derin tartışmaların yapıldığı Edirne Kongresi’nde Cafer Tayyar Paşa’ya “Trakya Milli Kumandanı” unvanı verildi47.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">İstanbul Hükümeti tarafından I. Kolordu Komutanlığına atanan Muhittin Bey, Edirne Kongresi kararlarına rağmen açıkça seferberlik ilan etmedi. Muhittin Bey, Milli Mücadele’ye taraftar olmasına rağmen İstanbul’la irtibatın devam etmesini Trakya’nın Savunması için gerekli olduğuna inanıyordu. İstanbul’la olan telgraf hattını açarak ilişkilerini devam ettirdi. İstanbul basınının Milli Mücadele aleyhindeki yazılan halkın silahlı mücadele azmini kırdı. Muhittin Bey sonunda seferberlik ilan etti. 14 Mayıs 1920 tarihli Kolordu seferberlik emriyle 1316 doğumluları Jandarma birliklerinde toplanmaya çağırdı, doğrudan Kolordu’ya almadı. Bu durum Muhittin bey ile Cafer Tayyar Paşa’nın mücadele konusundaki fikir ayrılıklarını ortaya koydu. Milli Komutan Cafer Tayyar Paşa ile O’na bağlı çalışması gereken Kolordu Komutanı savunma planlan üzerinde de anlaşamadı, emir komuta zinciri gerçekleşmedi48. Bu durum Doğu Trakya’nın savunmasını olumsuz yönde etkiledi. Milli Mücadele’nin belli bir plan üzerinde gerçekleşmemesine neden oldu. Mustafa Kemal Paşa’nın Trakya harekatını mümkün olduğunca uzatılması yönündeki emrine rağmen I. Kolordu Komutanı’nın Yunan saldırısı başlamadan önce verdiği emirle başarısızlık durumunda Ordu birliklerinin Bulgaristan’a geçmesini planladığını açıklaması da sonucu etkiledi.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Yunan Ordusu, 20 Temmuz 1920’de taarruza geçti. Marmara kıyısında başlayan çıkarma ile Ereğli ve Sultanköy’e giden Yunan Ordusu, aynı anda Tekirdağ kıyılarına da çıkarma yapma imkanı buldu. Tekirdağ’daki 55. Tümen, kısa sürede dağıldı. 55. Tümen’in yenilgisi 60. Tümeni de zor durumda bıraktı. 23 Temmuz 1920 günü Kolordu Karargahında toplanan Cafer Tayyar Paşa ve Muhittin Bey I. Kolordu’yu Babaeski’de toplayarak savaşı sürdürme kararı aldılar. Cafer Tayyar Paşa, durumu değerlendirmek amacıyla Kolordu Süvari Takımının bir kısmıyla sivil olarak Havsa-Babaeski yönüne keşfe gitti. Bu sırada bir Yunan Piyade Bölüğü ve bir süvari takımının ateşi arasında kaldılar. Açılan ateş sonucu attan düşen Cafer Tayyar Paşa, yanındakiler tarafından öldü sanılarak baygın bir şekilde bırakılmış Bostanlı Köyü halkı tarafından Yunanlılara teslim edilmiştir. İki gün Edirne’de tutulduktan sonra Atina’ya gönderilmiştir49.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa’nın esaret hayatı oldukça sıkıntılı geçti. Attan düştüğü sırada başından aldığı darbe sebebiyle rahatsızlığı devam ettiğinden dolayı Atina’da bir hastanaye yatırılmıştı. Burada Yunan Gazetecileriyle yaptığı görüşmede Anadolu’daki Milli Mücadele’nin başarısından emin olduğunu ve Yunanistan’ın İngiltere’nin “maşası” olarak Anadolu’da bulunduğunu ifade ettiğinden nisbeten iyi olan hastane günlerinden sonra sıkıntılı bir esaret dönemi geçirmiştir50. Esareti, Lozan’da (30 Ocak 1923) yapılan anlaşma gereği karşılıklı esir değişimi sonucu 4 Haziran 1923’te sona erdi.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;"><span style="font-weight:bold;">E- MİLLİ MÜCADELE SONRASI ASKERİ VE SİYASİ FAALİYETLER</span></p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Paşa’nın esaretten dönüş tarihi TBMM’nin yeniden seçilmek üzere dağıldığı günlere rastlanmıştı. Mustafa Kemal Paşa Meclis’teki odasında kendisini ziyaret eden Cafer Tayyar Paşa’yı esareti ve Trakya harekatının başarısızlığından dolayı teselli etmiş ve O’nu Trakya’daki seçimleri idare etmekle görevlendirmişti51. Yapılan seçimlerde Cafer Tayyar Paşa TBMM’de İkinci Dönem Edirne Milletvekili olarak yer aldı52.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa, 12 Ağustos 1923 günü, M. Kemal Paşa ile T.B.M.M.’deki odasında yaptıkları özel görüşme sonunda 7. Kolordu Komutanlığı’na atandı. Bu sırada Musul Meselesi gündemdeydi. Bu nedenle Diyarbakır’da güçlü birliklerin bulundurulması gerektiğini ifade eden M. Kemal Paşa, bölgede güvenilir birinin bulunması gerektiğini bu sebeple kendisini düşündüğünü belirtmişti. Cafer Tayyar Paşa, Musul’un Mondros Mütarekesi’ne aykırı olarak işgal edildiğini, kendisinin de Musul’u almasının mümkün olabileceğini, bu konudaki sorumluluğun kendisine bırakılmasını istedi. M. Kemal Paşa’da bunu uygun bulduğunu ve O’na bu konuda güvendiğini belirtti. Cafer Tayyar Paşa’nın Milletvekilliği de devam edecekti53.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa, “üstlendiği tarihi vazife” dolayısıyla bir yandan Kolordu’yu düzene koymaya çalışırken, bir yandan da yerel halkla temasa geçerek bölgede Devlet nüfuzunu yerleştirmeye çalıştı. Burada bulunduğu sırada 24.09.1923 tarihinde Generalliğe (Mirliva) terfi etti. 7. Kolordu’nun sorumluluğundaki bölge oldukça genişti54. Musul’a hareket düzenlemeye hazırlanırken İngilizlerin teşviki ile Nasturilerin isyani başladı55. Hükümet İsyanı bastırma görevini Cafer Tayyar Paşa’ya verdi. Kısa sürede isyan bastırıldı. Cafer Tayyar Paşa, Nasturi isyanını daha çok milli kuvvetlerle gerçekleştirdiğini, hareket sırasında Musul’a yönelmek için Ankara’yla görüştüğünü ancak bu sırada yeni bir savaşı göze alamayan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin kendisine izin vermediğini zaman zaman dile getirmiştir56.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Bu sırada Kazım Karabekir, Ali Fuat Paşa ve Refet Paşa gibi Ordu Komutanı ve Milletvekili olan şahsiyetler milletvekilliğini tercih ederek Ordudaki görevlerinden istifa etmişlerdi. Cafercih etmesi istendiğinde milletvekilliğini tercih ederek 3 Kasım 1924’te Kolordu Komutanlığından ayrıldı57. İki ay Halk Fıkrasından istifa etmeden Milletvekilliğini sürdürdükten sonra Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’na üye oldu. Partiye katıldığı ilk günkü konuşmasında nuhalefetin görevinin ülkede demokrasinin yerleşmesine hizmet etmek olduğunu ve yıkıcı bir muhalefetten yana olmadığını ifade etmiştir. Rauf Bey ve Kastamonu Milletvekili Halit Bey’in de bulunduğu bir toplantı da Parti üyelerinden bazılarının gündeme getirdiği “Alay kumandanlarıyla irtibat tesisi” fikrine karşı çıkarak, Ordu ile siyasetin ayrı tutulması gerektiğini aksi takdirde kendisinin partiden ayrılacağını belirterek bu konuda kesin tavır almıştır58.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 3 Haziran 1925’te Hükümet tarafından kapatıldı. Fırka Programındaki “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası efkar-ı itikadat-ı diniyyeye hürmetkardır” ifadelerinin Doğu Anadolu’da çıkan Şeyp Sait İsyanı’nı körüklediği şeklinde yorumlanmıştır59. Cafer Tayyar Paşa ve arkadaşları bağımsız olarak milletvekilliğini sürdürdüler. İzmir’de M. Kemal Paşa’ya karşı yapılması planlanan suikast hazırlığı ortaya çıkarılınca suikastın arkasında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası olduğu iddiası üzerine Cafer Tayyar Paşa, Kazım Karabekir ve Ali Fuat (Cebesoy) gibi Parti mensuplarıyla yargılandı. 27 Haziran 1926’da beraat ettiler60.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Cafer Tayyar Paşa’nın milletvekilliğini süresi 1 Kasım 1927 tarihinde sona erdi. 9 Ocak 1928’de Ordudan da emekli edildi61. Bir daha aktif siyasete dönmeyen Cafer Tayyar Paşa, 3 Ocak 1958’de İstanbul’da vefat etmiş, Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilmiştir.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">Kanaatimize göre O görevini titizlikle yerine getirmeye çalışan vatanperver bir komutan, iyi bir aile reisi, dürüst bir şahsiyettir. Kazım Karabekir Paşa’nın “Taktik kabul etmeyen adam…” sözleri Cafer Tayyar Paşa’nın baskıya gelemeyen karakterini anlatmaktadır. Bu nedenle soyadı olarak Ailesinin Lakabı olan “Çolakoğulları”nı almak isterken Kazım Karabekir’in “Hiç eğilmeden Eğilmez soyadını al” tavsiyesiyle bu soyadı almıştır.</p>
<hr />
<p align="center" style="text-align:justify;">1. Cafer Tayyar Paşa, Hatıran, s.l. Adı geçen Hatırat Cafer Tayyar Paşanın, Osmanlıca olarak kaleme aldığı kısa hatırattır. Oğlu İsmail Hakkı Bey tarafından faydalanmak üzere bize verilmiştir.<br />
2 Elimizde Ahmet Hamdi Bey’in hatıralarından parçalar bulunmaktadır.<br />
3. Cafer Tayyar Paşa, a.g.h. s.l. Cafer Tayyar Paşa’nın Hatıratı ve notları arasında rastlayamadığımız, ancak Oğlu, İ. Hakkı tarafından bize verilen bilgiye göre O’na Tayyar ismini bir hocası vermiştir. İdadi’ye geç kayıt yaptıran Cafer Tayyar Paşa’nın ismi sınıf listesinin sonuna yazılmıştır. Yapılan ilk imtihanlardaki başarısı sonucu ismi sınıf listesinin ikinci sırasına yalnızca Hocalarından biri (?) “Bizim Cafer Tayyeran etti, Ben O’na Tayyar diye hitab edeceğim” dediği için Tayyar ismini de almıştır.<br />
4. Cafer Tayyar Paşa, a.g.h. s.1, T.C. Genelkurmay Başkanlığı, Türk İstiklal Harbine Katılan Tümen ve Daha Üst Kademelerdeki Komutanların Biyografileri, Ankara 1972, s.129.<br />
5. Ali Fethi Okyar, Üç Devirde Bir Adam (yayına Hazırlayan Cemal Kutay) İstanbul 1980, s.6. Fethi Tevetoğlu “Ali Fethi Okyar’ın Günlük Hatıraları” TTK Belgeler Dergisi, Ankara 1988, s. 16.<br />
6. Cafer Tayyar Paşa, a.g.h., s.3 ve notlarından (Notları ve belge suretleri ilerde uygun bir arşive verileceğinden numaralandırılmamıştır.)<br />
7. Cafer Tayyar Paşa, a.g.h., s. 1.<br />
8. T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi, İrade Tallifat 41.19 Şevval 1323/1978; C.T. Paşa, a.g.e., s.l.<br />
9. Genkur. Bşk. a.g.e., s. 129. Kolağası, Yüzbaşı ile Binbaşı arasında bir rütbe olup, iki yıl hizmet veren yüzbaşılara verilmekteydi.<br />
10. C. Tayyar Paşa, a.g.h., s.3. Kazım Karabekir, İttihat ve Terakki Cemiyeti, (Yayına Hazırlayan Cemal Kutay), İstanbul, 1982, s.210 Ene Jan Zürcher, Milli Mücadele’de İttihatçılık Çeviren Nüzhet Salihoğlu, İstanbul, 1987, s. 180.<br />
11. Cafer Tayyar Paşa’nın Kanuni Esasi’nin yeniden yürürlüğe konulması sırasındaki faaliyetleri için bakınız: zülal Keleş, Cafer Tayyar (Eğilmez) Paşa, (Yayınlanmamış Doktora Tezi), A.Ü. Türk inkılap Tarihi Enstitüsü, Ankara, 1993.<br />
12. Yusuf Hikmet Bay ur, Türk İnkılabı Tarihi (3. Baskı) C.I. Kısım 2, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1983, s.213. Ali Fuat Türk geldi, Görüp İşittiklerim, Ankara, 1984, s.32.<br />
13. Süleyman Külçe, Osmanlı Tarihinde Arnavutluk, İzmir 1944, s.365-369, M. Basri, Arnavutluk ve Buhrani Osmani, 1329.<br />
14 .Cafer Tayyar Paşa, a.g.h., s.3, Genkur. Bşk. a.g.e., s.129.<br />
15. S. Külçe, a.g.e., s.383.<br />
16. Cafer Tayyar Paşa, a.g.h., 13.6 ve notlarından.<br />
17. Süleyman Külçe, a.g.e.. s.400. Genkur. Bşk., a.g.e, s.130.<br />
18. Y. Hikmet Bayur, a.g.e., C.II, k,l, s.35, Malisörler Hıristiyan (Katolik) Arnavutlar dır.<br />
19. Y. Hikmet Bayur, a.g.e., C.II, k.l, s.42-45.<br />
20. Cafer Tayyar Paşa, notlarından. Mustahfız, Tanzimat Sonrası 40 yaşını geçen vatandaşların, muazzaf ve rediflikten sonraki askerlik hizmetidir. Ayrıca 20 yaşından gençlerş, gönüllülerde katılabiliyordu.<br />
21. Cafer Tayyar Paşa, İpek Dosyası Belgeleri, s. 15. Y. Hikmet Bayur, a,g.e., C.II, k.l, s.261.<br />
22. Cafer Tayyar Paşa, İpek Dosyası Belgeleri, 11, 12, 22, 26.<br />
23. Cafer Tayyar Paşa, İpek Dosyası, s. 105-108.<br />
24. Y. Hikmet Bayur, a.g.e., C. II, k. 2, s. 21.<br />
25. Cafer Tayyar Paşa, a.g.h., s.8: T.C. Genelkurmay Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi, Osmanlı Devri Balkan Harbi (1912-1913) Edirne Kalesi Etrafındaki Muharebeler, C.II, Kısım 3, Ankara 1980, s.69-70.<br />
26. Genelkurmay Başkanlığı, Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Dairesi Başkanlığı Arşivi (ATAŞE Arş), 4/9556, Klasör (Ki) 711, Dosya (D), 11, Fihrist (F), 16.<br />
27. ATAŞE Arş. 5/179, K!, 3868, D.61, F.3, 3-10.<br />
28 T C Genelkurmay Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi, Osmanlı Devri, I. Dünya Harbinde Türk Harbi C.V.3. Kitap Çanakkale Harekatı (Haziran 1915-Ocak 1916), Ankara 1980, s.164, 619.<br />
29. Genkur Bşk., T.S.K.T, Çanakkale Harekatı, s.171.    <br />
30. Cafer Tayyar Paşa, Çanakkale Dosyası Belgelerinde 26.08.1331 tarihli Cenub Grubu Erkan-ı Harbiye 3. Şube 7/389 numaralı emirname sureti.<br />
31. T.C. Genelkurmay Başkanlığı, I. Dünya Harbinde Türk Harbi, II. Cilt, 2. Kısım Kafkas Cephesi 1916-1918, Ankara 1978, s.l 19-135.<br />
32. Kazım Karabekir, İstiklal Harbimizin Esasları, İstanbul 1951, s.24.<br />
33. ATAŞE Arş. 5/179, Ki. 38 448, D.68, F.l, 1-4.<br />
34. ATAŞE Arş. 5/179, KI.2, D.127, F.124-124-3, 124-4 Aynı Arş. 1=179, K.3881, D.l 18, F.80, 81,90,90-1.<br />
35. ATAŞE Arş. 5/179, K.3848, D.68, F.1.4.<br />
36. Selahattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, C.I, Ankara 1973, s. 145.<br />
37. Tevfik Bıyıklıoğlu, Trakya’da Milli Mücadele, C.I., Ankara 1965, s.124.125.<br />
38. ATAŞE Arş. 1/1, K1.51, D.200, F.F.l, Vakit gazetesi, 2 Aralık 1918, Sayı 399, s. 1.<br />
39. ATAŞE Arş. 1/1400, KI.284, D.115, F.10, 14: Aynı Arş. 1/179, Ki. 282, D.36, F.l, 1-2: aynı Arş. KI.261, D. 1, F.32. Aynı Arş. 5/1400, Kİ. 286, D.36, F.66.<br />
40. Cafer Tayyar Paşa, a.g.h., s. 13, Kazım Karabekir, a.g.e., s.3, S. Tansel, a.g.e., C.I. s. 145.<br />
41. ATAŞE Arş. 5/1400, K.268, D.36, F.49, 52.<br />
42. ATAŞE Arş. 1/1, Ki. 13, D.5, F.26-5.<br />
43. Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, İstanbul 1981, C.III, s.903-909.<br />
44. T.C. Genelkurmay Başkanlığı, harp Tarihi Vesikaları Dergisi, Yıl 7, Sayı 24, vesika: 606: T.C. Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dolap 1, Kutu 7-3, Dosya 19, F.17-1.<br />
45. T. Bıyıklıoğlu, a.g.c, C.I, s.217-219.<br />
46. Cumhurbaşkanlığı Arş. Dolap 1, Kutu 7-3, Dosya 19, F.17-3, ATAŞE Arş. 1/4282, K.554, D 2 F60<br />
47. ATAŞE Arş. 1/4283, KI.613, D.16, F.ll; Aynı Arş. 5/1400, K.74, D.49, F.l-19: Tayyar Paşa, a.e.h., s.l4: Bıyıklıoğlu, a.g.e. c.I, 273.<br />
48. ATAŞE Arş. 5/1400, KI.74, D.49, F.l-19, 1-20: Aynı Arş. 5/1400, Ki. 279, D.38. F.204.<br />
49. ATAŞE Arş. 5/1400, KI.2131, D.8, F.8, Aynı Arş. 5/1400, Ki. 741, D.42, F.34: Millet Gazetesi, 15.04.1948, s. 115.<br />
50. ATAŞE Arş. 1/4282, Ki. 1044, D.154, F.26, HTUD, Yıl: 15, Sayı 57, Vesika 1317.<br />
51. ATAŞE Arş. 5/1400, KI.2131, D.8, F.7, Cafer Tayyar Paşa, a.g.h., s.17.<br />
52. Cafer Tayyar Paşa, Milli Mücadele Dosyası Belgelerinden, M.Kemal Paşanın Milletvekili seçimi dolayısıyla gönderdiği telgraf sureti.<br />
53. Cafer Tayyar Paşa, a.g.h., s.18., Ferudun Kandemir, Hatıraları ve Söyleyemedikleriyle Rauf Orbay, İstanbul 1960, s.121: Bülent Demirbaş, “Musul Kerkük Sorunu ve Misak-ı milli” Güneş Gazetesi 29 Kasım 1990<br />
54. ATAŞE Arş. 5/1400, KI.2210, D.l, F.3.<br />
55. Mehmet Nuri, “Musul Meselesi, Chamberlain’in Beyanatı ve Nasturi Manevrası”, Hakimiyet-i Milliye 20.03.1925, s.2: Reşat Halli, Türkiye Cumhuriyeti’nde ayaklanmalar, 1924-1938, Ankara 1972, s.22.<br />
56. Rauf Orbay, a.g.h., s.122, Güneş Gazetesi, 29.11.1990, s.13.<br />
57. Nutuk, C.II, s. 857-859: Cumhurbaşkanlığı Arş, Dolap 5, Kutu 47/1, D.61, F.12.<br />
58. Cafer Tayyar Paşa, Notlarından: Kılıç Ali, İstiklal Mahkemeleri Hatıraları, İstanbul 1997, s.74-75.<br />
59. Ali Fuat Cebesoy, Siyasi Hatıralar, İstanbul 1960, s.163: Ali Fethi Okyar, a.g.h., s.531.<br />
60. Kılıç Ali, a.g.h., s.74: Azmi Nihat Erman, İzmir Suikastı ve İstiklal Mahkemeleri, İstanbul 1971, s.126-127: A. Fuat Cebesoy, a.g.h., C.II, s.201-029.<br />
61. Gn.Kur.Bşk., Komutanların Biyografileri, s. 130.</p>
<p align="center" style="text-align:justify;"><strong><font size="1" face="Verdana">Yrd. Doç. Dr. Zülal Keleş</font></strong> <br />
<font size="1" face="verdana"><em>ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 44, Cilt: XV, Temmuz 1999</em></font>
</p>
<p align="center" style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p align="center" style="text-align:justify;"><em><font size="1" color="#c0090e" face="Verdana"><a target="_blank" href="http://www.atam.gov.tr/" title="Kaynak"><strong>Kaynak</strong></a></font></em></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyotarih.wordpress.com/182/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyotarih.wordpress.com/182/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyotarih.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyotarih.wordpress.com/182/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyotarih.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyotarih.wordpress.com/182/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyotarih.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyotarih.wordpress.com/182/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyotarih.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyotarih.wordpress.com/182/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyotarih.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyotarih.wordpress.com/182/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyotarih.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyotarih.wordpress.com/182/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyotarih.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyotarih.wordpress.com/182/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=182&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/cafer-tayyar-pasa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">biyotarih</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.biyotarih.com/wp-content/uploads/2008/02/cafer_tayyar.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">cafer_tayyar.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Selahattin Adil</title>
		<link>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/selahattin-adil/</link>
		<comments>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/selahattin-adil/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 10:15:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>biyotarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtulus Savasi Komutanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Komutan]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Adil]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Adil Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Tümgeneral]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyotarih.com/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[Selahattin Adil Paşa (1882 &#8211; 1961) 19 Ocak 1882’de İstanbul’da dünyaya geldi. 1902’de Kurmay Yüzbaşı oldu. 1905’de Şam’daki 5. Orduyaardından Selanik’teki 3.Orduya atandı.1906’da İstanbul Mekteb-i Harbiye’de öğretmen yardımcısı olarak görev aldı. 31 Mart olayında hareketordusunda görevliydi. Bükreş ataşeliğinde bulundu. Daha sonra Trablusgarp ve Balkan savaşlarına katıldı. I. DünyaSavaşında Çanakkale ve doğu cephelerinde bulundu. Daha sonra [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=181&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><a href="http://www.biyotarih.com/wp-content/uploads/2008/02/selahattin_adil.jpg" title="selahattin_adil.jpg"><img src="http://www.biyotarih.com/wp-content/uploads/2008/02/selahattin_adil.jpg" alt="selahattin_adil.jpg" /></a></p>
<p align="center"><strong>Selahattin Adil Paşa</strong></p>
<p align="center"><strong>(1882 &#8211; 1961)</strong></p>
<p><span id="more-181"></span></p>
<p align="center">19 Ocak 1882’de İstanbul’da dünyaya geldi. 1902’de Kurmay Yüzbaşı oldu. 1905’de Şam’daki 5. Orduyaardından Selanik’teki 3.Orduya atandı.1906’da İstanbul Mekteb-i Harbiye’de öğretmen yardımcısı olarak görev aldı. 31 Mart olayında hareketordusunda görevliydi. Bükreş ataşeliğinde bulundu. Daha sonra Trablusgarp ve Balkan savaşlarına katıldı. I. DünyaSavaşında Çanakkale ve doğu cephelerinde bulundu.<br />
Daha sonra Doğu cephesinde savaştı. 1920’de Fransız kuvvetlerine karşı Kuva-i Milliyeyi kurmak veFransızların yayılmasını önlemek üzere Güney Cephesi komutanlığına atandı. 1921’de Bursa Cephesi II. KolorduKomutanı oldu ve Sakarya muharebesine katıldı. 1 Kasım 1922’de Müdafa-i Milliye Vekaleti Müsteşarı ve İstanbulKomutanı oldu. 1929’da Tüm Generallikten emekliye ayrıldı, 1950-54 yılları arasında Demokrat Parti den Ankara Milletvekilliği yaptı. Anıları, hayat mücadeleleri adı altında yayınlandı (1982). 26 Şubat 1961’de İstanbul’da vefat etti
</p>
<p align="center"><img src="http://battlecruiseryavuz.hypermart.net/canakkale/images/selahattin.JPG" /></p>
<p align="center"><strong>Çanakkale Cephesindeki Faaliyetleri</strong></p>
<p align="center">Selahattin Adil, 12. Tümen Komutanlığını üstlenmek amacıyla İstanbul’dan Çanakkale’ye hareket etmiştir. GüneyGurubu emrine verilmiş olan 12. Tümenin ilk kademesiyle 9. Mayıs 1915’te Akbaş’ta yarımadaya çıkarılmayabaşlanmıştır.4 Nisan 1915 tarihinde Selahattin Adil’in komuta ettiği 12. Tümen bölgesine bütün Fransuz tümeni ile İngiliz, RoyalNaval Tugayı taarruz etmişse de bu kısımda hemen hemen hiçbir ilerleme kaydedemeyen düşman kuvvetleri yalnızcagurubun sağ yanında bazı mevzi başarıları elde edebilmiştir. 12 Tümen Seddülbahir gurubuna yapılan bu en büyüksaldırıyı, yedekteki alay işe karışmadan yalnız 34. ve 36. alaylarıyla karşılamış ve geri püskürtmüş olduğu gibi düşmanaağır kayıplar verdirmiştir. Ayrıca 500 kadar silah ve 7 makineli tüfek kazandırmıştır. Değerli alay komutanının elindeyetişmiş ve iyi idare olunmuş olan bu birlikler bu başarıya kadrolarının 114’ünü kaybetmek pahasına elde etmişlerdir.Bu sebeple Selahattin Adil Paşa’nıntümeni 13 Haziran 1915’te dinlenmek için gurup yedeğine alınarak yerlerini kuzeygurubundan gönderilen 2. Tümene teslim etmişlerdir.21 Haziran 1915’te düşmanın yeni bir saldırısına esasen kuzey gurubunda 19 Mayıs saldırısında kırpalanmışolan bu iyi yetişmiş mükemmel tümen, Kurmay Başkanı Yüzbaşı Kamil Bey’inşehit olması merkezde 400 metre kadarbir kısım siperlerimizi bırakmaya mecbur kalması ve Fransız birliklerinin Kerevizdere ağzını işgal ve hatta doğuyamaçlarına geçerek savunma hattımızın gerisini tehdit etmesi gibi kötü bir durumun meydana gelmesi üzerine 12.Tümen tekrar eski bölgesine cepheye alınmıştır. Daha sonra 12. Tümen 1-2 Temmuz 1915 günlerinde 83 rakımlı tepenin hemen gerisinde yeni siperler yaparak savunma hattını tamamlamak ve genellikle mevzilerini düzeltmeklegeçirmişti.17 Haziran saldırısını gurupta bulunan başkumandan vekili Enver Paşa’da Alçıtepe’den takip etmiş ve 12.Tümene olan güvenini belirtmiştir.Selahattin Adil Paşa’nın komuta ettiği 12. Tümenin başarı ile neticelendirdiği savaşlardan sonra kesin birdinlenmeye ihtiyacı olduğu değerlendirilerek 5 Temmuz 1915’te yerini guruba yeni katılan 4. Tümene teslim ederekgurup yedeği olarak görev yapacakken ordu tarafından savaş gurubuna katılması emredilmiş ve güney gurubundanayrılarak Bolayır’a hareket etmiştir.10 Temmuz 1915’ten itibaren parça parça gelen birlikler ile Bolayır iskelesi yakınlarında çadırlı ordugahkurulmuştur.7 Ağustos 1915 saat 06.30’da 7. ve 12. Tümenleri ile Anafartalar bölgesine hareketle emir ve kumandayıüstlenmesi Saros Gurup Komutanlığına bildirilmiştir.Selahattin Adil de saat 07.15’te aldığı emre uyarak seyyar jandarma taburlarını 6. Tümen emrinde Sarosbölgesinde bırakmış ve sahil gözetlemesine ayrılmış olan taburlarının toparlanmasını beklemeden yaklaşık 34., 35.,36.Piyade alayları ve bağlı birlikleriyle yaklaşık saat 12’de Kavaklı-Karaburgaz yönünde 7. Tümeni takip ederekharekete geçmiştir. Birliklere gereken emirlerin iletilmesi ve yürüyüş kolunun tertiplenmesinden sonra Selahattin Adil,Kurmay Başkanı ve sınıf arkadaşı Süleyman Bey’le beraber yolda birlikleri teftiş ederek akşam karanlığı basarkenarazi durumunu görmek üzere küçük Anafarta’ya gelmiştir.9 Ağustos 1915 sabahı saat 4’te Tekke Tepe’de 35.alay kumandanı ile buluşan Selahattin Adil’in taburlarıfundalık sırtlarından yavaş yavaş ovaya inmeye başlamıştır.General Hasmilton’un kesin emirleriyle nihayet harekete geçen İngiliz birliklerinin sırtlara tırmanmakta oldukları,ansızın ve yakından atılan tüfek seslerinden anlaşılmıştır. Abbas Bey gibi balkan savaşında kendisini tanıtmış bir alaykumandan8ı elinde yetişmiş ve henüz ateşe girmemiş taze ve dinç bir birliğin karşıladığı yorgun İngiliz taburları 31, 32ve 53. Tümenin 159. Tugayı büyük kayıplarla perişan bir halde sırtlarından aşağı atılmış ve iki üç saatlik bir savaştansonra 53. alay tarafından Anafarta Ovasının ağaçlık düzlüğüne kadar atılmışlar, gemilerin devamlı top ateşi korumasınasığınmışlardır.Selahattin Adil, savaşın başarı ile sonuçlanmasından dolayı ordu Komutanlığının memnun olacağını beklerkenertesi sabah Liman Paşa’nın azarlaması karşısında şaşkın kalmıştır. Paşa, bin başı Wilmer tarafından kendisine verilenbilgiye dayanarak Mastantepe’nin işgal edilmemiş olduğunu bu sebeple raporun doğru olmadığını sert bir dillebildirmişti.<br />
Selahattin Adil ise kendi tümeninin ikji misli üstün düşmanı nispetsiz bir kayıp farkı ile kıyıya atmış olduğundanve tamamen hakim bir duruma geldiğinden dolayı daha fazla atılgan bir devamın daha tehlikeli olabileceğine inanıyordu.Çok hafif bir topçu kuvvetiyle, sayıca üstün ve arkasında kuvvetli bir donanma ateşine dayalı bir düşmana karşı düz veaçık arazide ilerlemenin şimdiye kadar Çanakkale cephelerinde yapılan deneylerle verdiği ters sonuçlardan dolayızararlı olacağını düşünen Selahattin Adil, düşmanın fena şartlar altında yapmak zorunda olduğu taarruza kolayca karşıkoymayı tercih etmişti.Fakat uğradığı bu muameleden derin bir üzüntü ve tümeninin namı adına büyük bir acı duymuştur. ÇünküSelahattin Adil, hayatında şan ve şeref ihtiraslarından daima uzak kalmaya çalışmış ve hangi vazife ise onu bütüngücüyle ve yalnız vatana karşı bir borç bilerek yapmayı kendine amaç edinmiş ve bu düşünceyle yetişmiş, başkasınınlütuf ve himayesine girmeyi onur kırıcı bulan, bütün sakin ve çekingen tabiatına rağmen bu kanaat ve düşüncelerinebütün gücüyle sarılmış ve bu yüzden bu haksız ve hoş olmayan davranışa dayanamamıştır.21 Ağustos 1915’te II.Anafartalar savaşında 12 Tümen komutanı olarak katılmıştı Selahattin Adil. Bu savaştadüşman pek ağır kayıplara uğratılarak geri atılmış ve başarı ümitleri de tamamen kırılmıştı. İngilizlerin asil aileevlatlarından oluşan Hassa süvari tugayı da siperlerimiz önünde tam anlamı ile erimiş varlığı kalmamıştı. Anafartacüzlüğü ve İsmail oğlu yamaçları binlerce düşman cesedi ile örtülmüştü.4 Eylül 1915’te Liman van Sanders 12. Tümenin gece yaptığı taarruz-u keşifler hakkında malumat ister, bubilgileri İzzettin Çalışlar vasıtasıyla alır ama Selahattin Adil’den hiç memnun kalmaz ve 8 Eylül günü 13. Fırka KomutanıHaluk Bey’le yer değiştirir.
</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><a target="_blank" href="http://canakkalesavaslari.comu.edu.tr" title="Kaynak">Kaynak</a></strong></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyotarih.wordpress.com/181/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyotarih.wordpress.com/181/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyotarih.wordpress.com/181/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyotarih.wordpress.com/181/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyotarih.wordpress.com/181/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyotarih.wordpress.com/181/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyotarih.wordpress.com/181/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyotarih.wordpress.com/181/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyotarih.wordpress.com/181/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyotarih.wordpress.com/181/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyotarih.wordpress.com/181/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyotarih.wordpress.com/181/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyotarih.wordpress.com/181/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyotarih.wordpress.com/181/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyotarih.wordpress.com/181/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyotarih.wordpress.com/181/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=181&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/selahattin-adil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">biyotarih</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.biyotarih.com/wp-content/uploads/2008/02/selahattin_adil.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">selahattin_adil.jpg</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://battlecruiseryavuz.hypermart.net/canakkale/images/selahattin.JPG" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Asım Gündüz</title>
		<link>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/asim-gunduz-2/</link>
		<comments>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/asim-gunduz-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 10:10:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>biyotarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtulus Savasi Komutanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Asım Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[Orgeneral]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyotarih.com/?p=39</guid>
		<description><![CDATA[Asım Gündüz (1880 &#8211; 1970) Orgeneral Asım Gündüz, 1880&#8242;de Kütahya&#8217;da doğdu. Kütahya Rüştiyesi&#8217;ni bitirdikten sonra Kuleli Askeri Lisesi&#8217;ne girdi. Harbiye ve Harp Akademisi&#8217;nde okudu ve kurmay yüzbaşı olarak ordu saflarına katıldı. Harp Akademisi&#8217;nde Mustafa Kemal&#8217;in sınıf arkadaşıydı. 1920 yılında Mustafa Kemal&#8217;in daveti üzerine Ankara&#8217;ya gitti ve Garp Cephesi Kurmay Başkanlığı&#8217;na getirildi. Cumhuriyet devrinde Genelkurmay Başkanı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=180&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font size="2" color="#333333" face="Verdana"><a href="http://biyotarih.files.wordpress.com/2008/01/asimgunduz.jpg" title="asimgunduz.jpg"><img src="http://biyotarih.files.wordpress.com/2008/01/asimgunduz.jpg" alt="asimgunduz.jpg" /></a></font></p>
<p align="center"><font size="2" color="#333333" face="Verdana"><strong>Asım Gündüz</strong></font></p>
<p align="center"><font size="2" color="#333333" face="Verdana"><strong>(1880 &#8211; 1970)</strong></font></p>
<p align="center"><span id="more-180"></span></p>
<p align="center"><font size="2" color="#333333" face="Verdana">Orgeneral Asım Gündüz, 1880&#8242;de Kütahya&#8217;da doğdu. Kütahya Rüştiyesi&#8217;ni bitirdikten sonra Kuleli Askeri Lisesi&#8217;ne girdi. Harbiye ve Harp Akademisi&#8217;nde okudu ve kurmay yüzbaşı olarak ordu saflarına katıldı. Harp Akademisi&#8217;nde Mustafa Kemal&#8217;in sınıf arkadaşıydı. 1920 yılında Mustafa Kemal&#8217;in daveti üzerine Ankara&#8217;ya gitti ve Garp Cephesi Kurmay Başkanlığı&#8217;na getirildi. Cumhuriyet devrinde Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, 2. Başkan ise Asım Gündüz&#8217;dü (Paşa). Asım Paşa, 1946 yılında emekli olana kadar bu görevi yürüttü. 14 Ocak 1970&#8242;de vefat etti.</font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font size="2" color="#333333" face="Verdana"><a href="http://biyotarih.files.wordpress.com/2008/01/ayrac.gif" title="ayrac.gif"><img src="http://biyotarih.files.wordpress.com/2008/01/ayrac.gif" alt="ayrac.gif" /></a></font></p>
<p><font size="3" color="#000000">1901&#8242;de Harp Okulu&#8217;nu, 11 Ocak 1905&#8242;de Harp Akademisi&#8217;ni bitirmiş ve Kurmay Yüzbaşı olarak orduya katılmıştır.</font><font size="3" color="#000000"> </font><font size="3" color="#000000"></p>
<p align="center">27 Kasım 1911&#8242;de Bnb., 14 Eylül 1915&#8242;de Yzb., 12 Mayıs igi8&#8242;de Alb. olmuş çeşitli kurmay görevlerinde bulunduktan sonra 2 Ekim 1918&#8242;de Şam dolaylarında İngilizlere esir düşmüştür. 22 Temmuz 1919&#8242;da esaretten İstanbul&#8217;a dönmüş Harp Akademisi Tabya Öğretmenliği ve aynı zamanda Şehzade Öğretmenliği yapmıştır. 3 Ağustos 1921&#8242;de Anadolu&#8217;ya geçmiş, 18 Ağustos 1921&#8242;de Batı Cephesi Komutanlığı Kurmay Başkanlığına vekaleten ve bir ay sonrada (Kolordu Komutanı yetkisiyle) asaleten atanarak, İstiklâl Harbi&#8217;nin sonuna kadar bu görevde kalmıştır.</p>
<p align="center">31 Ağustos 1922&#8242;de Tümgeneralliğe yükseltilmiş, 2 Eylül 1923&#8242;de Genelkurmay İkinci Başkanlığına atanmıştır. 8 ve 9 ncu Kolordu Komutanlıklarında bulunduktan sonra 30 Ağustos 1926&#8242;da Korgeneral olmuş, 5 nci Kolordu Komutanı iken 5 Ocak 1929&#8242;da tekrar Genelkurmay İkinci Başkanlığına atanmış, bu görevdeyken 30 Ağustos 1937&#8242;de Orgeneral olmuştur. 1 Aralık 1943&#8242;de Yüksek Askeri Şura Üyeliğine atanmış, 3 Ağustos 1945&#8242;de yaş haddinden emekliye ayrılmıştır.</p>
<p><span style="font-weight:bold;font-style:italic;">Katıldığı Savaşlar:</span></p>
<p align="center">1912 — 1913 Balkan Harbi, Genel Karargah Harekat Şube Müdür Yardımcısı,</p>
<p align="center">1914 — 1918 Birinci Dünya Harbi, Kolordu Kurmay Başkanı, Sina Cephesi Kurmay Başkanı, Tümen Komutanı (48 inci Tümen)</p>
<p align="center">1919 — 1922 Batı Cephesi Kurmay Başkanı (İstiklâl Harbinde)</p>
<p><span style="font-weight:bold;font-style:italic;">Nişan ve Madalyaları:</span></p>
<p align="center">Beşinci ve Üçüncü Rütbelerden Mecidi Nişanları<br />
Dördüncü Rütbeden Osmani Nişanı, Harp Madalyası<br />
Gümüş Muharebe Liyakat, Gümüş Muharebe İmtiyaz Madalyaları<br />
Alman Üçüncü Rütbeden Muharebe Kırmızı Kartal ve İkinci Sınıf Demir Salip Nişanları<br />
Avusturya &#8211; Macaristan Üçüncü Rütbeden Harp Alametli Liyakat Salibi, Bavyara Üçüncü Rütbeden Kılıçlı Meziyet Nişanları<br />
Afgan, Yugoslavya ve Yunan Nişanları<br />
İstiklâl Madalyası ve Takdirname</p>
<p><span style="font-weight:bold;font-style:italic;">Yazdığı Eserler:</span>
</p>
<p align="center">On yedi eseri olup; Sahra Tahkimatı, Mevzi İnşası, Yakın Muharebe Araçları, Lağım Muharebeleri, Şeria Muharebeleri, İstihkam Kıtaları, ve Kaleler başlıcalarıdır.</p>
<p align="center">1909 — 1911&#8242;de Alman ordusunda eğitim gördü, Almanca ve Fransızca biliyordu.</p>
<p></font></p>
<p align="center"><a href="http://biyotarih.files.wordpress.com/2008/01/ayrac.gif" title="ayrac.gif"><img src="http://biyotarih.files.wordpress.com/2008/01/ayrac.gif" alt="ayrac.gif" /></a></p>
<p align="center"><font size="2" color="#333333" face="Verdana">Büyük Taarruz kararı alınırken, İsmet Paşa, iki ordunun birlikte hücuma kalkmasını &#8216;risk&#8217; olarak değerlendiriyordu. Kurmay Başkanı Asım Gündüz ise farklı düşünüyordu. Mustafa Kemal, kendi planını uygulattı. Yaşananlar, yıllarca sürecek bir dargınlığa neden oldu</font></p>
<p align="center"><font size="2" color="#333333" face="Verdana">Sonradan Genelkurmay 2. Başkanı olacak Asım Gündüz Paşa&#8217;nın anılarına göre, Büyük Taarruz kararının alınması sırasında, büyük tartışmalar yaşanmıştı. Büyük Taarruz planına, Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile iki ordu komutanından Yakup Şevki Paşa açıklıkla, Nurettin Paşa, kısmen karşıydı. Tartışmalar bazen had safhaya ulaşıyordu. Ancak Mustafa Kemal Paşa, topyekun bir taarruz fikrini sonunda kabul ettirmişti.</font></p>
<p><font size="2" color="#333333" face="Verdana"><strong>MAÇ SONRASI PLAN<br />
</strong><br />
Başkumandan Mustafa Kemal Paşa, Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Erkan-ı Harbiye Umumiye Reisi Fevzi Paşa, 28 Temmuz 1922&#8242;de Akşehir&#8217;de buluşmuşlardı. Bir futbol maçı düzenlenmişti. Futbol maçı aslında bir paravan olarak kullanılıyordu. Komutanlar, 2-2 biten maçı seyrettikten sonra taarruz planını görüşmek üzere toplandılar. O gece ve diğer üç gece, toplantılar aralıksız sürdü. Mustafa Kemal, toplantılar sonrası 15 Ağustos&#8217;a kadar genel taarruz için bütün hazırlıkların tamamlanmasını emrederken, planın ana hatlarını da dikte ettirdi. Plan, İkinci Ordu ile düşmanın 2. ve 3. kolordularını ve 1. kolordunun Akarçay kuzeyindeki birliklerini tutmak, Eskişehir-Afyon irtibatını kesmek, eğer düşman taarruza geçerse oynak bir savunma ile Güney&#8217;de kesin sonuç alınıncaya kadar düşmanı oyalamak, Birinci Ordu ile Akarçay-Toklu sivrisi bölgesinden kesin neticeli bir taarruzla düşmanı kuzeye atıp kuşatarak yok etmekti. Süvari kolordusu da Yunanlıların boş bıraktığı Ahır dağları geçitlerinden girerek, düşmanın gerideki birlikleriyle irtibatını kesecek ve arkadan hücumla onu yıpratacaktı.</font><font size="2" color="#333333" face="Verdana"> </font><font size="2" color="#333333" face="Verdana"></p>
<p align="center"><strong>BEKLENMEYENİ YAPTI<br />
</strong><br />
Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın planının ana hatları böyleydi. 15 Ağustos&#8217;a kadar taarruz hazırlıkları tamamlandı. 22 Ağustos&#8217;tan itibaren Türk birlikleri geceleri yürüyerek düşman hatlarına yaklaşmaya başlamıştı. Mustafa Kemal&#8217;in planının esası, düşmanın beklemediğini yapmaktı. Düşman, Türklerin kesin netice alacak bir taarruzu yapabileceğine kesinlikle inanmıyordu. Onlara göre Türkler, düşmandan taarruzdan bekliyorlar ve savunmalarını güçlendiriyorlardı. Bu günlerde İsmet Paşa&#8217;nın kurmay başkanı Asım Gündüz, taarruz emrinin müsveddesini hazırladı.
</p>
<p align="center"><font size="2" color="#333333" face="Verdana"><br />
<hr SIZE="1" width="70%" /></font></p>
<p></font></p>
<p align="center"><strong>İstifa etmeyi düşündü<br />
</strong><br />
Bundan sonrasını Orgeneral Asım Gündüz&#8217;ün Ekim 1973&#8242;te Kültür Yayınları Matbaası&#8217;nda basılan &#8216;Cumhuriyet&#8217;in 50. yılında Garp Cephesi Kurmay Başkanı Asım Gündüz-Hatıralarım&#8217; adlı anılarında yazdıklarından takip edelim: &#8216;Ben, Mustafa Kemal Paşa gelmeden taarruz emrinin bir karalama taslağını hazırlamıştım. İşte, burada, İsmet Paşa ile aramızda en büyük ihtilaf patlak verdi. Biz, taarruzun en ağır yükünü omuzlarına alan Birinci Ordu&#8217;yu, İkinci Ordu&#8217;dan aldığımız kuvvetlerle takviye etmiş ve taktik icabı da İkinci Ordu&#8217;yu zayıf bırakmıştık. Bu bakımdan iki ordunun da aynı gün ve aynı zamanda, bu kuvvet zayıflığını düşmana hissettirmeden taarruza geçmeleri lazımdı. Oysa İsmet Paşa tam aksi tezi savunuyor ve: &#8216;Hayır, diyordu, İkinci Ordu 25 Ağustos&#8217;ta taarruz etsin, böylece ihtiyatı da kullanmış oluruz&#8230;&#8217; Ben bu görüşe tamamen karşı idim. Düşüncelerimi uzun uzun açıkladım ve şu sonuca bağladım: &#8216;Bu takdirde zayıf olan İkinci Ordu güç duruma düşebilir ve açacakları gediklerden sarkan Yunanlılar Birinci Ordu&#8217;yu da taarruzdan alıkoyarak güneye atabilirler. Bu da bizim planımızın kökünden yıkılması olur.&#8217;
</p>
<p align="center">İsmet Paşa, kendi görüşünde ısrar ediyordu. Büyük bir üzüntü içiydeydim, bütün emeklerimizin tehlikeye düşeceğine inanıyordum. Tecrübelerim, doğruluğuna inandığım teoriler, tarihteki örnekler kanaatimin dayanakları idi. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Hatta bir an istifa etmeyi düşündüm. O sırada Süvari Kolordumuzun kumandanı Fahrettin Paşa (Altay) odama geldi. Saklanmayacak kadar derin teessürümün nedenini sordu. Anlattım. Bana hak verdi ve &#8216;Öyle şey olmaz, dedi&#8230; Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya durumu anlatırız. Sen merak etme. Göreceksin ben meseleyi halledeceğim.&#8217;</p>
<hr SIZE="1" width="70%" />
<p align="center"><strong>İsmet Paşa unutmadı</strong></p>
<p align="center">&#8216;&#8230;Fahrettin Paşa dediğini yapmıştı. Hadisenin sonrası şöyle cereyan etti. Akşam olmuştu. Başkumandan odama girdi: &#8216;Hazır mısın Asım?&#8217; dedi. Ben de söyleyeceklerimi en sona bırakarak İsmet Paşa&#8217;nın arzuladığı şekilde, İkinci Ordu&#8217;nun 25 Ağustos&#8217;ta taarruz etmesi dahil, planımızı izaha başladım. Başkomutan hemen müdahale etti: &#8216;Olmaz öyle şey&#8230;Taarruzu iki ordu, aynı günde yapacak, devam ediniz!&#8230;&#8217; Bana fikrinde o kadar ısrar eden İsmet Paşa tek kelime söylemedi. Huzura kavuşmuştum. Gözlerim Fahrettin Paşa&#8217;ya kaydı. &#8216;İstediğin oldu&#8217; der gibi bir hali vardı. Nitekim daha sonra öğrendim ki Fahrettin Paşa, Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya durumu anlatmış ve ikaz etmişti. Olup bitenleri sezen İsmet Paşa, bu hareketimizi ömrü boyunca unutmadı: Yıllar sonra, Mareşal Fevzi Çakmak, Cumhuriyet&#8217;in büyük ve unutulmaz Genelkurmay Başkanı, ben de İkinci Başkanı idim. Allah&#8217;a çok şükür, aziz milletimizin ve şanlı ordumuzun hizmetinde, hak ettiğim Orgenerallik rütbemi, Mareşal&#8217;in terfi listelerine defalarca koymasına rağmen İsmet Paşa adımı çıkarmıştı. En sonra Atatürk adımı bizzat ve el yazısı ile yazarak şahsi bir kine son verdi. Daha önce de, büyük taarruzdan sonra, Eşme sırtlarında, o unutulmaz emri &#8216;Ordular!&#8230;İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri&#8217; zafer parolasını yazdırdığı tarihi anda, generalliğimi kendi tebliğ etmiş, kucaklamış, öpmüştü. Mustafa Kemal, sayısız meziyetleri içinde vefası, alicenaplığı, kadirbirliği ile de eşsiz insandı. Her hatıra beni, rastlanmamış şahsiyetini tekrar vesile oluyor.&#8217; (Shf: 151, 152)</p>
<p align="center"><a target="_blank" href="http://www.aksam.com.tr" title="Kaynak"><strong>Kaynak</strong></a></p>
<p align="center"><strong><a target="_blank" href="http://www.atam.gov.tr" title="Kaynak">Kaynak<br />
</a></strong></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyotarih.wordpress.com/180/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyotarih.wordpress.com/180/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyotarih.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyotarih.wordpress.com/180/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyotarih.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyotarih.wordpress.com/180/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyotarih.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyotarih.wordpress.com/180/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyotarih.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyotarih.wordpress.com/180/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyotarih.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyotarih.wordpress.com/180/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyotarih.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyotarih.wordpress.com/180/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyotarih.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyotarih.wordpress.com/180/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=180&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/asim-gunduz-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">biyotarih</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://biyotarih.files.wordpress.com/2008/01/asimgunduz.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">asimgunduz.jpg</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://biyotarih.files.wordpress.com/2008/01/ayrac.gif" medium="image">
			<media:title type="html">ayrac.gif</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://biyotarih.files.wordpress.com/2008/01/ayrac.gif" medium="image">
			<media:title type="html">ayrac.gif</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Fatih Sultan Mehmet</title>
		<link>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/fatih-sultan-mehmet-2/</link>
		<comments>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/fatih-sultan-mehmet-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 10:07:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>biyotarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Padişahları]]></category>
		<category><![CDATA[bizans]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[Fetih]]></category>
		<category><![CDATA[konstantinopolis]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyotarih.com/?p=37</guid>
		<description><![CDATA[ II. Mehmet (1432 &#8211; 1481) &#160; İstanbul&#8217;u fethetmesinden sonra &#8220;Fatih&#8221; lakabıyla anılmıştır. İstanbul&#8217;un fethi, Orta Çağ&#8217;ın sonu Yeni Çağ&#8217;ın başlangıcı olmuştur.Bundan dolayı Fatih, &#8220;çağ açan hükümdar&#8221; olarak da tanınır. Fatih, çıkardığı yasalarla devleti önemli ölçüde yeniden biçimlendirmiştir. Gençlik yılları ve ilk kez tahta çıkışı Fatih Sultan Mehmet 30 Mart 1432&#8242;de, o dönemde Osmanlı Devleti’nin başkenti [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=179&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><a href="http://www.biyotarih.com/wp-content/uploads/2008/02/fatih.jpg" title="fatih.jpg"><img src="http://www.biyotarih.com/wp-content/uploads/2008/02/fatih.jpg" alt="fatih.jpg" /></a></p>
<p align="center"><strong> </strong><strong>II. Mehmet</strong></p>
<p align="center"><strong>(1432 &#8211; 1481)</strong></p>
<p align="center"><span id="more-179"></span></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">İstanbul&#8217;u fethetmesinden sonra &#8220;Fatih&#8221; lakabıyla anılmıştır. İstanbul&#8217;un fethi, Orta Çağ&#8217;ın sonu Yeni Çağ&#8217;ın başlangıcı olmuştur.Bundan dolayı Fatih, &#8220;çağ açan hükümdar&#8221; olarak da tanınır. Fatih, çıkardığı yasalarla devleti önemli ölçüde yeniden biçimlendirmiştir.</p>
<p align="center"><strong><span class="mw-headline">Gençlik yılları ve ilk kez tahta çıkışı</span></strong></p>
<p align="center">Fatih Sultan Mehmet 30 Mart 1432&#8242;de, o dönemde Osmanlı Devleti’nin başkenti olan Edirne&#8217;de doğdu. Altıncı Osmanlı padişahı olan II. Murad’ın Hüma Hatun&#8217;dan olan oğluydu. Molla Gürani gibi dönemin ünlü bilginlerinden özel dersler alarak yetişti. 1443’te, çocuk yaşta Manisa sancakbeyliğine atanınca, hocaları ve danışmanlarıyla birlikte Manisa’ya gitti.</p>
<p align="center">II. Murad, Balkanlar’da ve Anadolu’da çeşitli sorunların yaşandığı bir ortamda Mehmed’i Edirne’ye çağırdı Ağustos 1444’te tahtı oğluna bıraktı. II. Mehmed tahta geçtiğinde henüz oniki yaşındaydı. Deneyimsiz bir çocuğun padişah olması, Osmanlılarla çatışma halinde olan devletleri umutlandırdı.</p>
<p align="center">Bir Haçlı ordusu Tuna Nehri&#8217;ni aşıp Varna’yı kuşattı. II. Mehmed ve Sadrazam Çandarlı Halil Paşa Anadolu&#8217;da bulunan II. Murad&#8217;ı Edirne&#8217;ye çağırdı. II. Murad, 10 Kasım 1444&#8242;te Varna Savaşı’nda Haçlı ordusunu bozguna uğrattı.</p>
<p align="center">II. Mehmed’in padişahlığı Türk soylu Çandarlı Halil Paşa ile yeni padişahı destekleyen devşirme kökenli Zağanos Paşa ve Şihabeddin Paşa arasında şiddetli bir güç çekişmesine yol açmıştı. II. Murad’ın tahta dönmesini isteyen Çandarlı Halil Paşa, el altından bir yeniçeri ayaklanmasını destekledi ve II. Mehmed’i tahttan çekilmek zorunda bıraktı&#8230;</p>
<p align="center"><strong>İkinci kez tahta çıkışı ve babasına sunduğu paradoks</strong></p>
<p align="center">II.Murad Edirne&#8217;ye dönerek Mayıs 1446’da yeniden tahta geçti. Mehmet sancakbeyi olarak Zağanos Paşa ve Şihabeddin Paşa’yla birlikte Manisa&#8217;ya döndü. Bu dönemde Mehmet, 1448 ve 1450&#8242;deki Arnavutluk seferlerine katıldı. Babası ölünce de 18 Şubat 1451’de Edirne&#8217;de ikinci kez tahta çıktı.</p>
<p align="center">Fatih Sultan Mehmet, Varna Savaşı&#8217;ndan önce Sadrazam Çandarlı Halil Paşa&#8217;nın tahta davetini reddeden babasına &#8220;Eğer padişah sen isen ordunun başına geç, eğer padişah ben isem emrediyorum ordunun başına geç&#8221; sözü ile, henüz çocuk yaşta iken, düşündürücü ve zeka dolu bir paradoks sunmuştur. Bu öykünün başka bir şekli, II. Murat ile Mehmet arasında bir taht çekişmesinin devam ettiği ve Yeniçeriler&#8217;in ve Çandarlı Halil&#8217;in daha deneyimli lider olan Murat&#8217;ı tahtta görmek istemisinin sonucu olarak Murat&#8217;ın tahta çıktığı şeklindedir. Aradaki çekişmenin, daha sonraki yıllarda, yukarıdaki öykü ile yumuşatıldığı iddia edilir.</p>
<p align="center"><strong>İstanbul’un Fethi</strong></p>
<p align="center">II.Mehmed , tahta çıktıktan sonra Çandarlı Halil Paşa’nın sadrazamlığına dokunmadı. Onun genç padişah olmasından dolayı yeniden umutlanan Karamanoğulları, hemen harekete geçerek Seydişehir ve Akşehir&#8217;i ele geçirdiler. Bizans da papaya başvurarak yeni bir Haçlı seferi düzenlenmesini istedi ama olumlu yanıt alamadı.</p>
<p align="center"><strong>İstanbul&#8217;un Fethi&#8217;nin Nedenleri<br />
</strong></p>
<p align="center">1. Bizans&#8217;ın, Osmanlı Devleti&#8217;nin Rumeli&#8217;deki ilerlemesine ve büyümesine engel olması<br />
2. Bizans&#8217;ın Anadolu beyliklerini Osmanlı Devleti&#8217;ne karşı kışkırtarak Anadolu&#8217;daki Türk birliğini bozmaya çalışması<br />
3. Bizans&#8217;ın Osmanlı şehzadelerini kışkırtarak Osmanlı Devleti&#8217;nde taht kavgalarına neden olması<br />
4. Bizans&#8217;ın, Avrupa-Hristiyan dünyasını kışkırtıp Haçlı Seferleri&#8217;ne zemin hazırlaması<br />
5. Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki bağlantının sağlanabilmesi için İstanbul&#8217;un alınmasının gerekmesi<br />
6. İpek Yolu&#8217;nun Avrupa&#8217;ya açılan koluna hakim olmak<br />
7. Kara ve deniz ticareti bakımından İstanbul&#8217;un önemli bir konuma sahip olması<br />
8. Boğazlar yolu ile ekonomik canlılığın mevcudiyeti<br />
9. Anadolu ve Rumeli arasındaki askeri geçişin kolaylaştırılmak istenmesi<br />
10. II. Mehmed&#8217;in, Muhammedin; &#8220;İstanbul elbet fetholunacaktır. Ne güzel kumandandır o kumandan ve ne güzeldir o askerler&#8221; hadisine layık olabilme düşüncesi
</p>
<p align="center"><strong>İstanbul&#8217;un Fethi İçin Osmanlı Devleti&#8217;nin Yaptığı Hazırlıklar</strong></p>
<p align="center">1. II. Mehmet, önce Macarlar ve Venedikliler ile bir barış antlaşması yaparak Balkanlar’da güven ve istikrarı sağladı.<br />
2. Karamanoğulları ile anlaşarak Anadolu&#8217;daki güvenliği sağladı.<br />
3. Bizans&#8217;a Karadeniz&#8217;den gelecek yardımları engelleyebilmek için, Anadolu Hisarı(Güzelce Hisar)&#8217;nın karşısına Rumeli Hisarı(Boğazkesen Hisarı)&#8217;nı yaptırdı.<br />
4. İstanbul&#8217;un güçlü surlarında gedikler açabilmek için, Bizans&#8217;ın hapisanesinden Macar Usta Urban kaçırıldı ve Edirne&#8217;de ona, o zamana kadar görülmemiş büyüklükte toplar döktürtüldü.<br />
5. İstanbul surlarına rahat asker çıkarabilmek için tekerlekli kuleler yapıldı.<br />
6. Kuşatmaya yardım için bir donanma hazırlandı.
</p>
<p align="center"><strong>İstanbul&#8217;un Fethi İçin Bizans&#8217;ın Yaptığı Hazırlıklar</strong></p>
<p align="center">1. Kale surlarını güçlendirdiler.<br />
2. Osmanlı Donanması&#8217;nın Haliç&#8217;e girmesine engel olmak için, Haliç&#8217;in ağzını zincirle kapattılar.<br />
3. Bizanslılar, suda yanabilen barut, neft yağı ve kükürt ile yapılan Rum Ateşi(Gregois) adlı silahı yaptılar.<br />
4. Osmanlı Devleti&#8217;nin kuşatmaya hazırlandıklarını anlayınca depolarını yiyecek, silah, mühimmat vb. şeylerle doldurdu.</p>
<p align="center"><strong>Büyük Kuşatma<br />
</strong>
</p>
<p align="center">23 Mart 1453&#8242;te Edirne&#8217;den hareket etti ve 6 Nisan 1453’te İstanbul’u kuşattı. Kuşatma, aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. II. Mehmet, Çandarlı Halil Paşa’nın İstanbul’un fethine karşı bir tutum sergilemesi üzerine, son saldırı hazırlıklarını yapması için Zağanos Paşa’yı görevlendirdi. Bizans’a yardımın gelmesini önlemek için de Marmara Denizi ile Çanakkale Boğazı&#8217;nı ablukaya aldı. Hiçbir yerden destek alamayan Bizans’ın başkenti 29 Mayıs 1453 günü düştü. Bin yıllık Bizans İmparatorluğu&#8217;na son veren II. Mehmet, bu olaydan sonra &#8220;Fatih&#8221; (ülke açan, ülke alan) ünvanını aldı. Fatih, bir tören alayının başında şehre girdi. İlk iş olarak Ayasofya’ya giderek burayı camiye dönüştürdü. İstanbul’u Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti yaptı. Kentin ticaret merkezi olan Galata’dan kaçmış olan Rumların ve Cenevizlilerin dönmesini sağladı. Rum Patrikliği’nin yeniden açılmasına izin verdi; ayrıca bir Yahudi hahambaşlığı ile bir Ermeni patrikhanesi kurdurdu. II. Mehmet İstanbul’u, farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı, ticaret ve kültür merkezi olan bir başkent yapmayı amaçladı.</p>
<p align="center"><strong>İstanbul&#8217;un Fethi&#8217;nin Türk Tarihi Açısından Sonuçları</strong></p>
<p align="center">1. Osmanlı Devleti&#8217;nin Kuruluş Dönemi bitti, Yükseliş Dönemi başladı.<br />
2. İstanbul&#8217;un Fethi ile Osmanlı Devleti&#8217;nin Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki Bizans&#8217;ın yarattığı tehlike ortadan kalktı.<br />
3. İstanbul&#8217;un Fethi ile Karadeniz&#8217;i Akdeniz&#8217;e bağlayan ticaret yolları ele geçirildi.<br />
4. İpek Yolu&#8217;nun Avrupa&#8217;ya giden kolu ele geçirildi.<br />
5. İstanbul, Osmanlı Devleti&#8217;nin başkenti yapıldı ve II. Mehmed ülke alan, ülke açan anlamına gelen &#8216;Fatih&#8217; ünvanını aldı.<br />
6. Osmanlı Devleti&#8217;nin İslâm Dünyası&#8217;ndaki saygınlığı arttı.<br />
7. Fener Rum PatrikhanesiOsmanlı himayesine girdi.</p>
<p align="center"><strong>İstanbul&#8217;un Fethi&#8217;nin Dünya Tarihi Açısından Sonuçları<br />
</strong></p>
<p align="center">1. İstanbul&#8217;un Fethi ile Orta Çağ kapanıp, Yeni Çağ açıldı.<br />
2. İstanbul&#8217;un Fethi sırasında kullanılan büyük topların, en güçlü surları bile yıkabileceği görüldü. Bu denli güçlü topların yapılması, Avrupa&#8217;daki &#8216;derebeylik&#8217;lerin yıkılmasına ve merkeziyetçi krallıkların güçlenmesine neden oldu.<br />
3. İstanbul&#8217;un Fethi ile İpek Yolu&#8217;nun Orta Asya&#8217;dan Avrupa&#8217;ya giden kolunun Osmanlı Devleti&#8217;nin eline geçmesi, Avrupalılar&#8217;ı yeni ticaret yolları arayışına yöneltti. Bu olay &#8216;Coğrafi Keşifler&#8217;in nedenlerinden birini oluşturdu.<br />
4. İstanbul&#8217;un Fethinden sonra İtalya&#8217;ya giden bilim adamları, orada eski Yunan ve Roma eserlerini inceleyerek, &#8216;Rönesans&#8217;ın başlamasına katkıda bulundular.
</p>
<p align="center">Kimi iddialara göre Fatih Sultan Mehmet İstanbul&#8217;un fethinden sonra Truva&#8217;ya giderek Truvalı kahramanların anısına kurban kesmiştir ve &#8220;Truvalıların öcünü aldım&#8221; demiştir.</p>
<p align="center"><strong>Çandarlı Halil Paşa&#8217;nın idamı</strong></p>
<p align="center">Fatih, İstanbul’un fethi sırasında, Bizans yanlısı tutum içinde olduğu gerekçesiyle Çandarlı Halil Paşa’yı 10 Temmuz 1453 tarihinde Edirne&#8217;de idam ettirdi.</p>
<p align="center">Çandarlı Halil Paşa fetihten sonra Yedikule&#8217;de Altın Kapı&#8217;da kırk gün hapis edildi, 10 Temmuz&#8217;da gözlerine mil çekildi ve idam edildi. Daha sonra kemikleri oğlu İbrahim Paşa tarafından İznik&#8217;e götürülüp türbesine gömüldü. Çandarlı Halil Paşa, idam edilen ilk Osmanlı sadrazamıdır.</p>
<p align="center"><strong>Yeni Fetihler</strong></p>
<p align="center"><strong>Sırbistan seferleri</strong></p>
<p align="center">İstanbul&#8217;un fethinden sonra Osmanlılara bağlılığını bildiren ve ele geçirdiği bazı kaleleri geri veren Sırplar, Macarlar ile iş birliği yaparak yeniden düşmanlıklarını göstermeye başlamışlardı. Bunun üzerine 1454 -1457 arasında üç kez peşpeşe Sırbistan&#8217;a sefer düzenlendi. Belgrat dışındaki bütün Sırp toprakları ele geçirildi.</p>
<p align="center">Sırp Kralı Bronkoviç&#8217;in ölümüyle başlayan taht mücadelelerinden faydalanan Osmanlılar, Sırpları vergiye bağladılar. Taht kavgalarının yeniden alevlenmesi üzerine, Mora seferinde bulunan Fatih, Sırp meselesine son verilmesini emretti. Mahmut Paşa, 1459&#8242;da başkentleri Semendire&#8217;yi ele geçirilerek Semendire Sancakbeyliği&#8217;ni oluşturdu. Böylece Sırbistan&#8217;da 350 yıl sürecek Osmanlı hâkimiyeti başlamış oldu.</p>
<p align="center"><strong>Mora seferleri</strong></p>
<p align="center">İstanbul&#8217;un fethinden sonra Bizans İmparatoru XII. Konstantin&#8217;in oğulları, rakipleri Kantakuzen ailesine karşı Mora&#8217;da, Osmanlıların yardımını istemişlerdi. Turahanoğlu Ömer Bey, akıncıları ile duruma müdahale etti ve muhalifler bertaraf edildi. Fakat bu sefer iki kardeş arasında mücadele başlamıştı. Bölge ülkelerinin Mora&#8217;yı istilâ niyetlerini bilen Fatih 1458&#8242;de harekete geçti. Korent&#8217;i ele geçiren Fatih, Mora&#8217;nın bir kısmını merkeze bağlayarak, burada bir sancak oluşturdu. Atina ve diğer bölgeler ise Osmanlı yönetimini kabul etti. Kardeşi Dimitrios&#8217;a karşı Arnavutların desteğini alan Tomas&#8217;ın Osmanlılarla yapılan anlaşmayı bozması üzerine 2.kez Mora&#8217;ya sefer düzenlendi. Tomas, Papa&#8217;nın yanına kaçmak zorunda kaldı. Bölgeye çok sayıda Türk yerleştirildi. Venedikliler bölge halkını Osmanlılara karşı ayaklandırmaya çalışıyorlardı. Ancak bunda başarı kazanamayan Venedik, Osmanlı kuvvetleri tarafından bozguna uğratıldı (1465).</p>
<p align="center">Anadolu seferine çıkan Fatih Cenevizlilerin önemli üslerinden Amasra&#8217;yı, Candaroğulları&#8217;nın elindeki Sinop&#8217;u aldı.</p>
<p align="center">Fatih Sultan Mehmed 1477&#8242;de Kırım Hanlığı&#8217;nı Osmanlı Devleti&#8217;nin egemenliği altına aldı. 1479&#8242;da bir antlaşma yaparak Venedik&#8217;le 16 yıllık savaşa sona verdi. Venedik Arnavutluk&#8217;taki kaleleri Osmanlılara bıraktı, karşılığında Mora&#8217;daki bazı iskelelerden yararlanma hakkı elde etti. Fatih Venedik&#8217;le anlaşmaya varınca, İtalya&#8217;nın öteki önemli kent devletlerine savaş açtı. 1480&#8242;de İtalya&#8217;nın güneyindeki Otranto limanını ele geçirdi. Otranto, Roma&#8217;ya giden yolda bir köprübaşı olduğu için bu olay Avrupa’da büyük yankı uyandırdı.</p>
<p align="center"><strong>Bosna-Hersek seferleri ve Bosnalıların Müslüman oluşu</strong></p>
<p align="center">Osmanlılara vergi yoluyla bağlı olan Bosna Kralının, anlaşmalara riayet etmemesi üzerine Üsküp&#8217;ten harekete geçen Fatih, Sadrazam Mahmut Paşa ve Turahanoğlu Ömer Bey&#8217;e Bosna&#8217;nın tamamen fethedilmesi emrini vermişti. 1463 yılındaki seferle Bosna Kralı Osmanlı hâkimiyetini yeniden tanıdı. Ancak şeyhülislamın da fetvasıyla sonra öldürüldü ve bu topraklarda Bosna Sancakbeyliği oluşturuldu. Fakat ordunun İstanbul&#8217;a dönmesi üzerine aynı yıl, Macar kralı Bosna&#8217;ya girdi.</p>
<p align="center">İkinci kez düzenlenen seferle Osmanlılar, Yayçe dışındaki bütün kale ve şehirleri yeniden ele geçirdiler. Bosna seferleri esnasında Hersek Kralı Stefan da ülkesinin bir kısım toprağının Osmanlılara doğrudan bağlanması şartıyla tahtında bırakılmıştı. Ancak 1483 yılında Hersek tamamen Osmanlı toprağı hâline gelecektir. Fatih, Bosna&#8217;yı Osmanlı topraklarına kattığı zaman &#8220;Bogomil&#8221; mezhebindeki Bosnalılara çok iyi davranmıştı. Hem Katolik hem de Ortadoksların kendi kiliselerine almak için baskı yaptıkları Bogomiller bu sebeple Osmanlı yönetimine sıcak bakmışlar ve kendilerine sağlanan din ve vicdan hürriyetinden etkilenerek zamanla Müslüman olmuşlardı. Bu Müslüman Bosnalılara &#8220;Boşnak&#8221; denilmektedir.</p>
<p align="center">Fatih devrinde Osmanlıların karada en güçlü komşusu ve rakibi Macarlar, denizde ise Venedik idi. Macarlar bu dönemde tek başlarına Osmanlılarla baş edemeyeceklerini bildiğinden, doğrudan bir savaşı göze alamamış, Fatih de tabiî sınır olan Tuna&#8217;yı geçmeyi düşünmemiştir. Ancak akıncılar vasıtasıyla, Macaristan&#8217;a güvenliğin sağlanmasına yönelik yüzlerce başarılı akın düzenlenmiştir. Keza Venedik Cumhuriyeti de Osmanlılarla doğrudan karşılaşmaktansa Balkanlardaki diğer devletleri kışkırtmayı yeğ tutmuştur. Güçlü donmasıyla Mora ve Ege&#8217;deki adalara sahip olmak isteyen Venedik, Osmanlılar karşısında istediği sonucu alamamış, aksine pek çok ada ve kıyı kaleleri Osmanlıların eline geçmiştir.</p>
<p align="center"><strong>Eflak ve Boğdan seferleri</strong></p>
<p align="center">Yıldırım Bayezid zamanında vergiye bağlanan Eflâk Prensliği&#8217;nin başına Fatih tarafından Vlad (Kazıklı Voyvoda) getirilmişti(1456). Osmanlılara bağlı görünen Vlad aslında gizliden gizliye düşmanlık ediyordu Vlad&#8217;ın Fatih&#8217;in elçilerini kazığa oturtarak öldürmesi üzerine 1462 yılında Fatih, Eflâk&#8217;a bir sefer düzenledi. Boğdan&#8217;dan da yardım alan Osmanlı kuvvetleri voyvodayı uzun süre takip etti. Neticede, sığındığı Macarların, Osmanlılarla yaptığı anlaşma üzerine Vlad&#8217;ı esir etmeleri ile mesele çözüldü. Fatih voyvodalığa Radul&#8217;u getirdi ve Eflâk bir Osmanlı eyaleti hâline geldi.</p>
<p align="center">1455&#8242;ten itibaren Osmanlı Hâkimiyetini tanıyan Boğdan Prensliği&#8217;nin Kefe&#8217;nin fethinden sonra izlediği düşmanca siyaset üzerine Osmanlı kuvvetleri 1476&#8242;da Boğdan&#8217;a girdi. Fatih&#8217;in bizzat başında olduğu Osmanlı kuvvetleri Boğdan ordusunu büyük bir bozguna uğrattı. Böylece Boğdan da yeniden Osmanlı hâkimiyetini tanımış oldu.</p>
<p align="center"><strong>Arnavutluk seferleri</strong></p>
<p align="center">Papalık ve Napoli krallığının desteği ve kışkırtmasıyla harekete geçen Arnavutluk hâkimi İskender Bey, vurkaç taktiği ile Osmanlı kuvvetlerine baskınlar düzenlemekteydi. Bunun üzerine Fatih, bizzat sefere çıkmaya karar verdi. 1465 yılında gerçekleşen I.seferde, İlbasan Kalesi&#8217;ni yaptırıp, içine asker yerleştiren Fatih, Balaban Paşa&#8217;yı bölge için görevlendirerek, geri döndü. Ancak, Papa ve diğer devletlerden aldığı kuvvetlerle Türklere saldıran İskender Bey, Balaban Paşa&#8217;yı şehit etti ve İlbasan kalesi&#8217;ni kuşattı. Bunun üzerine Fatih II. Arnavutluk Seferi&#8217;ne çıktı (1467). Ele geçirilen topraklarda yeni garnizonlar oluşturuldu. Bu sırada İskender Bey ölmüş ve yerine oğlu Jean geçmişti. Arnavutlukta başlayan kargaşa sebebiyle Fatih 3. kez Arnavutluk seferini başlattı. Arnavutların elinde kalmış olan Kroya ve İşkodra kuşatıldı. Nihayet 1479&#8242;da Arnavutluk da bir Osmanlı vilayeti haline gelmiş oluyordu.</p>
<p align="center"><strong>Pontus Rum Devleti&#8217;nin yıkılışı</strong></p>
<p align="center">1461&#8242;de Pontus Devleti&#8217;nin (Trabzon İmparatorluğu) başkenti Trabzon&#8217;u ele geçirdi ve bu devletin varlığına son verdi. 1462&#8242;de yeniden Rumeli seferine çıktı. Eflâk’ı Osmanlı Devleti&#8217;ne bağladı ve 1463&#8242;te Bosna&#8217;yı tamamen ele geçirdi. Aynı yıl Ege Denizi&#8217;ndeki Midilli Adası&#8217;nı alınca Venedikliler&#8217;le arası açıldı. Bu olay, 1479&#8242;a kadar sürecek olan savaşın da başlangıcı oldu. Fatih&#8217;in Ege&#8217;de ki fethettiği adalar; Taşoz, Eğriboz, Limni, Semadirek, İmroz, Midilli ve Tenedos&#8217;dur. 1465&#8242;te Hersek&#8217;in büyük bölümünü, 1466&#8242;da da Arnavutluk&#8217;taki bazı kaleleri fethetti.</p>
<p align="center"><strong>Fatih&#8217;e karşı Karamanoğulları ve Akkoyunlular ittifakı</strong></p>
<p align="center">Osmanlı Devleti&#8217;nin gelişen bu gücü karşısında Karamanoğulları, Doğu Anadolu&#8217;daki Akkoyunlular&#8217;la ittifak kurdu.</p>
<p align="center">Fatih, 1466&#8242;da yeni bir Anadolu seferine çıktı. Karamanoğullarının başkenti Konya&#8217;yı ele geçirdi. Ama İstanbul&#8217;a dönünce Karamanoğulları, Osmanlılara geçen yerleri geri aldılar. Sonradan sadrazam olacak olan Gedik Ahmed Paşa 1471&#8242;de Karamanoğullarını bir kez daha yenilgiye uğrattı. Akkoyunlular, Karamanoğullarını desteklemeye devam ettiler. 11 Ağustos 1473&#8242;te Otlukbeli Savaşı’nda Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ı ağır bir yenilgiye uğrattı. Ertesi yıl da Karamanoğulları beyliğini tamamen ortadan kaldırdı.</p>
<p align="center"><strong>Ölümü</strong></p>
<p align="center">Fatih 1481’de, Anadolu’ya doğru yeni bir sefere çıktı. Ama daha yolun başında hastalandı ve 3 Mayıs 1481’de Gebze&#8217;deki ordugâhında öldü. Gut hastalığından öldüğü sanılmakla birlikte, zehirlendiği de söylenir. Ölümünden sonra oğlu Bayezid tahta çıktı. Fatih Camii&#8217;nde ki Türbesinde tek başına yatmaktadır.</p>
<p align="center"><strong>Yenilikleri ve Kanunnameleri</strong></p>
<p align="center">Fatih, askeri başarılarla Osmanlı Devleti&#8217;ni büyük bir imparatorluğa dönüştürdü. Bilime, tarihe ve felsefeye özel ilgi gösterdi. Türkçe&#8217;den başka Arapça, Farsça, Latince ve Yunanca kitaplardan oluşan özel bir kütüphanesi vardı. &#8220;Avni&#8221; takma adıyla şiirler yazdı. Şiirleri Fatih Divanı (1944), Fatih’in Şiirleri (1946), Fatih ve Şiirleri (1959) gibi adlar altında basıldı. Bilim adamlarını ve edebiyatçıları destekleyen Fatih, nesir ustası Sinan Paşa ile şair Ahmed Paşa&#8217;yı vezirliğe kadar yükseltti. Ünlü matematikçi ve astronomi bilgini Ali Kuşçu&#8217;nun İstanbul&#8217;a kalmasını sağladı. Fatih, İtalyan ressam Gentile Bellini&#8217;yi 1479&#8242;da İstanbul&#8217;a getirterek resimlerini yaptırdı.</p>
<p align="center">Fatih, Osmanlı Devleti’ne düzenli ve sürekli bir yapı kazandırmak için önemli düzenlemeler yaptı. Yönetim, maliye ve hukuk alanında koyduğu kuralları içeren Fatih Kanunnamesi, sonraki dönemde de yürürlükte kaldı. Bu kanunname, tahta çıkan padişaha devletin geleceği için kardeşlerini öldürme hakkı veriyordu. Fatih’in Osmanlı devlet düzenine ilişkin temel ilkelerin pek çoğu, Tanzimat dönemine kadar geçerliliğini korudu. Fatih’in saltanatı döneminde Osmanlı ülkesinde 500&#8242;den fazla mimari yapı yapıldı. Onun adına yapılan en önemli yapı, İstanbul&#8217;da bir cami ile medrese, kitaplık, imarethane (aşevi), darüşşifa (hastane), hamam, kervansaray gibi birimleri kapsayan Fatih Külliyesi’dir.</p>
<p align="center"><strong>Eğitim ve Kültür</strong></p>
<p align="center">Fatih Sultan Mehmed&#8217;in tarihteki en önemli yanlarından birisi de eğitime verdiği önem olmuştur. Üniversite anlamında Osmanlı tarihinde ve dünya tarihinde bilinen en eski eğitim kurumlarından olan Sahn-ı Seman&#8217;ı kurmuştur. Sahn-i Seman İstanbul&#8217;un ilk Türk yükseköğretim kurumudur. Sahn-ı Seman medreseleri Fatih Külliyesi içindeki en yüksek düzeyli medreseler idiler. Sahn-ı Semân&#8217;ın eğitim müfredatının hazırlayıcılarından çağın önemli bilim adamı Ali Kuşçu&#8217;dur. Medreselerde Ali Kuşçu tarafından düzenlenen bir okutma planının olduğu, hattâ bunun “Kânûnnâme” şeklinde yapıldığı bilinmekle birlikte, ama bugüne kadar incelemesi yapılan Osmanlı arşiv belgeleri arasında ele geçirilememiştir. Bu kanunnamenin aslının 1918 yılında külliyede çıkan yangınla yok olması da olasıdır. Sahn-ı Semân, Kanuni tarafından açılan Süleymaniye medresleri zamanına kadar nakli ve akli bilimlerde öğrenci yetiştirmekteydi. Kanuni devrinde bu medreseler şer&#8217;î ilimler ihtisası yapılan medreseler olmuşlar, Süleymaniye medreseleri de aklî ilimlerin ihtisas yeri olmuştur.</p>
<p align="center"><strong>Notlar</strong></p>
<p align="center">İslam peygamberi Muhammed, İstanbul&#8217;un fethi üzerine, &#8220;İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir&#8221; demiştir.<br />
İstanbul Boğazı üzerinde Fatih&#8217;in anısına inşa edilen Fatih Sultan Mehmet Köprüsü 3 Temmuz 1988&#8242;de kullanıma açılmıştır.
</p>
<p align="center"><strong>Popüler kültürde II. Mehmet</strong></p>
<p align="center">Nedim Gürsel&#8217;in Boğazkesen romanı İstanbul&#8217;un fethini konu almaktadır.<br />
1997 yapımı Kuşatma Altında Aşk filmi, İstanbul&#8217;un fethini arka planda kullanmaktadır.<br />
Ahmet Almaz&#8217;ın Fatih Sultan Mehmet Nasıl Öldürüldü? isimli kitabında Fatih&#8217;in ölümü ile ilgili bazı iddialar değerlendirilmektedir.<br />
Recep Uslu, Fatih döneminde musiki konulu bir dizi makale yayınlamıştır.
</p>
<p align="center"><strong>İcatlar</strong></p>
<p align="center">Havan topunu İstanbulun kusatılması sırasında icat etmiştir. Kullandığı topların ardarda atış yapması için uzun bir süre beklemek gerekiyordu. Topların içine zeytinyağı dökerek bu sorunu ortadan kaldırmıştır, yani makinayı yağ ile soğutmayı başarmıştır.</p>
<p align="center"><strong><a target="_blank" href="http://tr.wikipedia.org" title="Kaynak">Kaynak</a></strong></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyotarih.wordpress.com/179/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyotarih.wordpress.com/179/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyotarih.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyotarih.wordpress.com/179/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyotarih.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyotarih.wordpress.com/179/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyotarih.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyotarih.wordpress.com/179/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyotarih.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyotarih.wordpress.com/179/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyotarih.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyotarih.wordpress.com/179/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyotarih.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyotarih.wordpress.com/179/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyotarih.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyotarih.wordpress.com/179/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=179&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/fatih-sultan-mehmet-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">biyotarih</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.biyotarih.com/wp-content/uploads/2008/02/fatih.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">fatih.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Sarıkamış Harekâtı</title>
		<link>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/sarikamis-harekati-2/</link>
		<comments>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/sarikamis-harekati-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 10:03:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>biyotarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Sarıkamış Harekâtı]]></category>
		<category><![CDATA[Sarıkamış. Enver Paşa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyotarih.com/?p=36</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı Devleti, Almanya ile yapılan anlaşmanın ardından Birinci Dünya Savaşı’na girmek zorunda kalmıştır. Ancak Balkan Savaşı’ndan yeni çıkmış olması ve yeterli hazırlıkları yapma imkânı ve zamanı olmadığından dolayı savaşın ilerleyen dönemlerinde büyük olumsuzluklarla karşı karşıya kalmıştır. Osmanlı donanmasına bağlı Yavuz ve Midilli gemilerinin Sivastopol’u bombardımanının ardından 1 Kasım 1914 günü Rus Ordusu hududu geçerek baskın [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=178&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center">Osmanlı Devleti, Almanya ile yapılan anlaşmanın ardından Birinci Dünya Savaşı’na girmek zorunda kalmıştır. Ancak Balkan Savaşı’ndan yeni çıkmış olması ve yeterli hazırlıkları yapma imkânı ve zamanı olmadığından dolayı savaşın ilerleyen dönemlerinde büyük olumsuzluklarla karşı karşıya kalmıştır.</p>
<p align="center"><span id="more-178"></span></p>
<p align="center"><img src="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/sarikamis_harekati/01.jpg" /></p>
<p align="center">Osmanlı donanmasına bağlı Yavuz ve Midilli gemilerinin Sivastopol’u bombardımanının ardından 1 Kasım 1914 günü Rus Ordusu hududu geçerek baskın tarzında taarruza başlamıştır. Erzurum genel istikametinde ilerleyen Rus Kuvvetleri, 7-12 Kasımda Köprüköy ve 17-20 Kasımda cereyan eden Azap muharebelerini kaybederek geri çekilmek zorunda kalmıştır. Savaşın ilk aylarında meydana gelen bu durum, Ordunun subay ve erleri üzerinde olumlu bir etki yaratmıştır. Ancak ağır zayiat veren 3’üncü Türk Ordusu, geri çekilen düşmanı takip edememiş; daha elverişli bir arazide toplanmak, takviye kuvvetlerinin gelmesini beklemek ve yeni bir Rus taarruzunu karşılamaya hazır olmak amacıyla 8-10 km kadar geri çekilmiştir.Avrupa’da savaşın mevzi harbine dönüşmesi ve Galiçya’da Avusturyalıların Ruslar karşısında zor durumda kalmaları üzerine Başkomutan Vekili Enver Paşa, müttefiklerin Avrupa’daki yükünü hafifletmek için ”Alman Başkomutanlığının da etkisiyle” Doğu Cephesi’nde Rusların imhasını hedef alan büyük ölçüde kuşatıcı bir taarruza karar vermiştir.</p>
<p align="center"><img src="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/sarikamis_harekati/2.jpg" /></p>
<p align="center"><font color="#ff0000">(Enver Paşa)</font></p>
<p align="center">Enver Paşa, icra edilecek bir taarruzla 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda (93 Harbi) Doğu Anadolu’da kaybedilen toprakların (Kars, Batum, Artvin ve Ardahan) geri alınmasını ve müteakiben harekâtın Kafkasya’ya aktarılmasını mümkün görüyordu.</p>
<p align="center"><img src="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/sarikamis_harekati/3.jpg" /></p>
<p align="center"><font color="#ff0000">(Tümgeneral Hasan İzzet Paşa)</font></p>
<p align="center">Enver Paşa, bu amaçla 14 Aralık 1914’te İstanbul’dan Köprüköy’e gelmiştir. Taarruzun bahara bırakılmasını öneren 3’üncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’yı görevinden alarak 3’üncü Ordu Komutanlığını kendi üzerine almıştır.Bu harekâtı icra edecek 3’üncü Ordu; 9, 10 ,11’inci Kolordular ve 2’nci Süvari Tümeninden oluşuyordu. Cephedeki Rus mevcudu 100.000, 3’üncü Ordunun mevcudu ise 120.000 idi. Türk ordusu sayıca fazla olmasına rağmen Ruslar, ağır silah, topçu ve donatım bakımından kesin bir üstünlüğe sahiptiler.22 Aralık 1914 &#8211; 15 Ocak 1915 tarihleri arasında cereyan eden Sarıkamış Muharebeleri’nde Türk Ordusunun uyguladığı plan, bir kolorduyla düşmanın cepheden tespitini, iki kolorduyla kuzey kanadından kuşatılarak düşman cephesinin 30-35 km kadar gerisindeki Sarıkamış’ın ele geçirilmesiyle büyük düşman kuvvetlerinin imhasını öngörüyordu.</p>
<tr>
<td align="center" width="48%"></td>
<td align="center" width="52%"></td>
<td></td>
<td align="center" width="50%"></td>
<td align="center" width="50%"></td>
<td align="center" width="50%"></td>
<td></td>
<td align="center"></td>
<td align="center"></td>
<td align="center"></td>
<td align="center" width="42%"></td>
<td align="center" width="58%"></td>
<td></td>
<td></td>
<p align="center"><font size="2" color="#ff0000" face="Arial">Donarak Şehit Olan Türk Askerleri</font></p>
<p align="center"><font size="2" face="Arial">Bilahare 3’üncü Türk Ordusu, taarruzdan önce işgal etmiş olduğu Azap mevziine (Tutak-Narman hattı) çekilmiştir. Takviye kuvvetler alarak Rus taarruzlarını bu hatta karşılamaya hazırlanmıştır. </font></p>
<p align="center"><font size="2" face="Arial">Sarıkamış Harekâtı ile ilgili haberler, ancak sonradan kamuoyu gündemine geldiğinden burada olup bitenler çok sonraları açıklığa kavuşturulmuştur. </font></p>
<p align="center"><font size="2" face="Arial">Sarıkamış Kuşatma Harekâtı; düşman kuvvetlerinin arkasına düşmeyi hedef alan başarılı bir plandı. Ancak stratejinin faktörlerinden zaman ve iklim şartları iyi değerlendirilemediği için bu sonuç kaçınılmaz olmuştur. </font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><img src="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/sarikamis_harekati/16.jpg" /><br />
<font color="#ff0000">(Hilal-i Ahmer Görevlilerinin Karlar Üzerinden Topladığı Şehitler)</font>
</p>
<p align="center">Sarıkamış, Türk harp tarihinin en acı muharebelerine sahne olmuştur. Türk Ordusu, ağır koşullar altında yapılan bir muharebede kahramanca savaşmıştır. Türk Ordusunun kayıplarındaki asıl etkenler, çetin arazi ve şiddetli kış şartları ile teçhizat eksikliği ve ikmal yetersizliğidir. Çok ağır koşullar altında kahramanca savaşan Türk askeri, muharebenin sonuna kadar direnmiş, vatanını korumak ve başarıya ulaşmak için sonsuz gayret göstermiştir. Sarıkamış Harekâtı, Türk milletinin vatanı ve kutsal varlıkları uğruna neler yapabileceğinin bir delilidir.</p>
<p align="center"><img src="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/sarikamis_harekati/17.jpg" /><br />
<font color="#ff0000">(Sarıkamış Şehitler Anıtı)</font>
</p>
<p align="center"><font color="#ff0000"><strong><a target="_blank" href="http://www.tsk.mil.tr" title="Kaynak">Kaynak</a></strong></font></p>
</tr>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyotarih.wordpress.com/178/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyotarih.wordpress.com/178/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyotarih.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyotarih.wordpress.com/178/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyotarih.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyotarih.wordpress.com/178/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyotarih.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyotarih.wordpress.com/178/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyotarih.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyotarih.wordpress.com/178/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyotarih.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyotarih.wordpress.com/178/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyotarih.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyotarih.wordpress.com/178/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyotarih.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyotarih.wordpress.com/178/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=178&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/sarikamis-harekati-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">biyotarih</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/sarikamis_harekati/01.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/sarikamis_harekati/2.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/sarikamis_harekati/3.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/sarikamis_harekati/16.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/sarikamis_harekati/17.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Sakarya Zafer Anıtı ve Müzesi</title>
		<link>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/sakarya-zafer-aniti-ve-muzesi-2/</link>
		<comments>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/sakarya-zafer-aniti-ve-muzesi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 09:59:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>biyotarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyet Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Anıt]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Baskomutan]]></category>
		<category><![CDATA[Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Meydan Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyotarih.com/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[Sakarya Meydan Savasi&#8217;nin Sehitlerini ölümsüzlestirmek ve gelecek kusaklarin bu sehitlerin ve diger emegi geçenlerin anilarina sahip çikmalarini saglamak amaciyla sembollestirilen ve Polatli&#8217;nin kuzeybatisindaki Sehitler Kasi tepesi üzerinde insa edilen Sakarya Sehitligi ve Aniti sehrin en görkemli yerinde günümüz ziyaretçilerini karsilamaktadir. ANIT GOVDESI VEYA MERDlVENLİ GIRIŞ BÖLÜMÜ : Anıt gövdesi 915 rakımlı noktadan başlar ve 970 [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=177&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><img border="0" src="http://www.sakaryasavasi.com/muze/images/zafer_aniti.jpg" /></p>
<p align="center"><strong></strong></p>
<p align="center"><strong><em><font color="#000000">Sakarya Meydan Savasi&#8217;nin Sehitlerini ölümsüzlestirmek ve gelecek kusaklarin bu sehitlerin ve diger emegi geçenlerin anilarina sahip çikmalarini saglamak amaciyla sembollestirilen ve Polatli&#8217;nin kuzeybatisindaki Sehitler Kasi tepesi üzerinde insa edilen Sakarya Sehitligi ve Aniti sehrin en görkemli yerinde günümüz ziyaretçilerini karsilamaktadir.</font></em></strong></p>
<p align="center"><span id="more-177"></span><strong><font color="#ff0000"><em><u>ANIT GOVDESI VEYA MERDlVENLİ GIRIŞ BÖLÜMÜ :</u></em></font></strong></p>
<p><strong>Anıt gövdesi 915 rakımlı noktadan başlar ve 970 rakıma kadar yükselerek gider . Anıta bu kısımdan ve merdivenlerin başladığı yerden girilir . 420 basamaktan oluşan bu yol adım adım yukarıya doğru yükselir . Başlangıçta merdivenler oldukça dik, sütunlar küçük ve aralıkları geniştir.<br />
Bu mimari ile, 1 nci Dünya Sayaşı&#8217;ndan yenik çıkan Osmanlı lmparatorluğu&#8217;nda güçlerin dağınık ve az milletin sonunun ne olacağının görülemediği anlatılır. Merdivenlerden yukarıya çıkıldıkça meyil azalarak görüş çoğalmakta, kenardaki sütunlar büyümekte ve araları daralmaktadır . Bu da Mustafa KEMAL ANADOLU&#8217;sunda güçlerin gittikçe arttığını ve birleştiğini, karanlık ufkun yavaş yavaş açıldığını ve artan güçle birlikte sorunların da çoğaldığını ifade eder . 42 çift olan sütunlar ,aynı zamanda TÜRK Ordusunun SAKARY A&#8217;da yaşadığı gece ve gün- düzlerin işaretidir.Sütun ve merdivenlerin bitimi umutla beklenen sonucun alındığını bunalımlı günlerin geridekaldığını, aydınlığı ve açık lık kazanan istikbali anlatır.</strong><strong> </strong><strong></p>
<p align="center"><img border="0" src="http://www.sakaryasavasi.com/muze/images/anit1.jpg" /></p>
<p align="center"><em><u><font color="#ff0000">ZAFER SEMBOLÜ HEYKELLER GRUBU :</font></u></em></p>
<p align="center">Kadın,asker (Mehmetçik) ve genç bir erkekten oluşan bu üçlü kompozisyon, zamanla olgunlaşan milli şuurun ve gittikçe azamiye ulaşan milli gücün simgesidir . Mehmetçik, milletinin vatan ve özgürlük aşkını, silahlı gücün temel direği olduğunu; dipçiği, düşmana öldürücü darbenin vurulduğu taarruz istikametini ve aynı zamanda milletinin bağimsızlığına, özgürlüğüne ve topraklarına göz dikenlere karşı hıncını sembolize eder . Mermi taşıyan kadın, Istiklal Savaşı&#8217;nda Mehmet&#8217;in yanından ayrılma- yan asil ve vefalı TüRK kadınını; Bıyığı henüz terlememiş bomba atan çocuk ise, SAKARYA &#8216;da bütün milletin seferber ve ordusuna yardımcı olduğunu gösterir .</p>
<p align="center"><img border="0" src="http://www.sakaryasavasi.com/muze/images/rolyef.jpg" /></p>
<p align="center"><em><u><font color="#ff0000">MÜZE :</font></u></em><br />
Müze iki kısımdan ibarettir :
</p>
<p align="center"><u><em>ORTA KISIM :</em></u></p>
<p align="center">SURIYE&#8217;de yıldırım orduları komutanlığına atandığı zaman SAKARYA &#8216;daki savunmayı planlayan, 19 MAYIS 1919&#8242;da SAMSUN&#8217;a çıktığı zamanı düşünen en büyük asker ve müstesna devlet adamı ATATüRK&#8217;ün, O&#8217;na bu eserin yaratılmasında en büyük yararı sağlayan Genel Kurmay Başkanı Fevzi ÇAKMAK ve, Batı Cephesi Komutanı İsmet INONü&#8217;nün büstleri ile, SAKARY A Meydan Muharebesine imzalarını atan Alaydan Kolorduya kadar olan birliklere Komuta etmiş komutanlarımızın isimlerinin yazıldığı sütundan oluşur .</p>
<p align="center"><em><u>MÜZENIN İKİNCİ KISMI :</u></em></p>
<p align="center">TüRK Milletinin kesin zaferi ile sonuçlanan Istiklaı Savaşının her safhasını &#8220;ayrı ayrı yansıtan 12 kabartma resim (RöLiYEf)&#8217;den ibarettir. , &#8220;</p>
<p align="center"><img border="0" src="http://www.sakaryasavasi.com/muze/images/anit2.jpg" /><img border="0" src="http://www.sakaryasavasi.com/muze/images/anit3.jpg" /></p>
<p align="center"><font color="#a0522d">SAĞDAN İTİBAREN BİRİNCİ RÖLİYEF :</font><br />
1 nci Dünya Savaşı sonunda çeşitli cephelerde bir çok evladını kaybetmiş ordusu silahtan tecrit edilmiş, her bakımdan yalnız ,bırakılmış bir milletin ızdırap ve hüzün dolu yaşantısnı ve ,bir mucizeyi bekleyişini ifade etmektedir .<br />
<font color="#a0522d"><br />
2 VE 3 NCü RÖLİYEFLER :</font><br />
Sevr Antlaşmasmasına dayanarak ANADOLU&#8217;nun çeşitli bölgelerini işgal eden müstevlilerin, müdafasız kişilere reva gördükleri işkence ve insanlık dışı davranışları yansıtır .</p>
<p align="center"><font color="#a0522d">4 NCü RÖLIYEF :</font><br />
ANADOLU TüRKİYE&#8217;sinde Mustafa KEMAL&#8217;in başlattığı KUVAYİ MILLlYE ruhunu, memleketin yeniden istiklaline kavuşması için her şeyi ile mücadele edecek bir milletin milli davaya inanışını ifade etmektedir .</p>
<p align="center"><font color="#a0522d">5 NCl ROLIYEF :</font><br />
Nizami kuvvetler teşkil edilinceye kadar ANADOLU&#8217;nun her karış toprağını kanlar ile sulayarak savunan ve işkal kuvvetlerine beklemediği bir dersi veren milli mukavemet kuvvetlerinin mücadelesini dile getirmektedir</p>
<p align="center"><font color="#a0522d">6 NCl RÖLİYEF :</font><br />
YA İSTlKLAL YA OLÜM&#8221; parolası ile bilinçlenmiş ve davasına inanmış bir milletin her şeyi ile milli harekete katılışını ifade etmektedir.</p>
<p align="center"><font color="#a0522d">7 NCİ RÖLİYEF :</font><br />
Ebedi Başkomutanımız Mustafa KEMAL ATATÜRK&#8217;ün sevk ve idaresinde birlik ve beraberliğin kurulmasının ve komuta heyetinin teşkilininsimgesidir .</p>
<p align="center"><font color="#a0522d">8,9 VE 10 NCU RÖLİYEFLER:</font><br />
Yokluklara ve bütün olumsuz etkilere rağmen yeniden teşkil edilen TüRK Ordusunun sapık bir idealle şartlandırılıp ANADOLU&#8217;ya gönderilen YUNAN Ordusu ile yaptığı mücadeleyi ve gögüs göğüse, Boğaz boğaza yapılan bu mertçe mücadele sonunda Türk tarhine hediye edilen SAKARYA destanını ifade etmektedir</p>
<p align="center"><font color="#a0522d">11 NCl RöLlYEF :</font><br />
Hayal peşinde koşan bir ordu için sadece ızdırap getiren bir mücadele sonunda düşman esir ve yaralılarının tahliyesini göstermektedir.</p>
<p align="center"><font color="#a0522d">12 NCİ ROLİYEF:</font><br />
Artık savaş bitmiş ANADOLU düşmandan temizIenmiştir. Bu zafere ismini yazan ve senelerce çeşitli cephelerde döğüşerek yuva hasreti çeken kahraman gazılerımız sevdıklerıne kavuşmuştur. TüRK Milleti için bundan daha büyük bir Bayram olamaz. lşte bu röliyef de o heyacanlı günleri yansıtmaktadır .
</p>
<p align="center"><a target="_blank" href="http://www.sakaryasavasi.com/"><strong><font face="Verdana">KAYNAK</font></strong></a></p>
<p></strong></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyotarih.wordpress.com/177/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyotarih.wordpress.com/177/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyotarih.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyotarih.wordpress.com/177/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyotarih.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyotarih.wordpress.com/177/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyotarih.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyotarih.wordpress.com/177/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyotarih.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyotarih.wordpress.com/177/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyotarih.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyotarih.wordpress.com/177/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyotarih.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyotarih.wordpress.com/177/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyotarih.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyotarih.wordpress.com/177/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=177&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/sakarya-zafer-aniti-ve-muzesi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">biyotarih</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sakaryasavasi.com/muze/images/zafer_aniti.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.sakaryasavasi.com/muze/images/anit1.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.sakaryasavasi.com/muze/images/rolyef.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.sakaryasavasi.com/muze/images/anit2.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.sakaryasavasi.com/muze/images/anit3.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Topal Osman Ağa</title>
		<link>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/topal-osman-aga-2/</link>
		<comments>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/topal-osman-aga-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 09:48:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>biyotarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtulus Savasi Kahramanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Giresun]]></category>
		<category><![CDATA[Osman]]></category>
		<category><![CDATA[Topal Osman]]></category>
		<category><![CDATA[Topal Osman Ağa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyotarih.com/?p=33</guid>
		<description><![CDATA[Osman Ağa, Giresun’un Hacıhüseyin mahallesindeki Ferudunzadeler ailesindendir. Babası Hacı Mehmet Efendi, Annesi Zeynep hanım olup ailesi ticaret ile uğraşmakta idi. 1912 yılında balkan savaşı başladığına Osman Ağa ticaret işi ile uğraşmakta idi, babası askerlik bedelini ödemesine rağmen O gönüllü birlik oluşturarak savaşa katıldı. Savaşta göstermiş olduğu başarılarından dolayı Yarbaylık rütbesine kadar yükseldi. Bu savaşlarda sağ [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=176&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font size="2" face="Arial Narrow"><strong><span><font size="3"></font><font face="Calibri">Osman Ağa, Giresun’un Hacıhüseyin mahallesindeki Ferudunzadeler ailesindendir. Babası Hacı Mehmet Efendi, Annesi Zeynep hanım olup ailesi ticaret ile uğraşmakta idi. 1912 yılında balkan savaşı başladığına Osman Ağa ticaret işi ile uğraşmakta idi, babası askerlik bedelini ödemesine rağmen O gönüllü birlik oluşturarak savaşa katıldı. Savaşta göstermiş olduğu başarılarından dolayı Yarbaylık rütbesine kadar yükseldi. Bu savaşlarda sağ dizinden yaralanarak Gazi unvanını aldı. Giresun’a döndükten sonra 1.Dünya savaşına katılmış,Batum ve Harşit çayında Ruslara karşı savaşarak, Rusların Harşit çayını geçmelerini engelleyerek Tirebolu’nun işgalini önlemiş.</font></span></strong></font><span id="more-176"></span><a href="http://biyotarih.files.wordpress.com/2008/01/topalosman001.jpg" title="topalosman001.jpg"></a><a href="http://biyotarih.files.wordpress.com/2008/01/topalosman001.jpg" title="topalosman001.jpg"></a><a href="http://biyotarih.files.wordpress.com/2008/01/topalosman001.jpg" title="topalosman001.jpg"></a><a href="http://biyotarih.files.wordpress.com/2008/01/topalosman001.jpg" title="topalosman001.jpg"></p>
<p style="text-align:center;"><img src="http://biyotarih.files.wordpress.com/2008/01/topalosman001.jpg" alt="topalosman001.jpg" /></p>
<p></a></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><font size="2" face="Arial Narrow"><strong></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri">Mondros Mütarekesinden sonra Belediye başkanı olmuş, Uzun yıllar beraber yaşayan Ermeni ve Rum işgalci çetelerinin belini gönüllüler kurarak kırmış. Bu Rum ve Ermeni işgalci çeteler,Osmanlı hükümetine Osman Ağa’yı şikayet ederek hakkında tutuklama kararı çıkarttırmışlar, Bunun üzerine Osman Ağa, Şebinkarahisar bölgesine yerleşmiş.</font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri">8 Mayıs 1919 tarihinde Yunan Kızılhaç heyetini taşıyan bir Yunan gemisi Giresun’a gelir. Heyet 11Mayıs 1919 tarihinde Taşkışla’ya beyaz renkli Yunan Kızılhaç Bayrağını asar, 5 Haziran 1919 Tarihinde ise Pontus bayrağını asarlar. Bu olaylar üzerine Osman Ağa , Harekete geçerek arkadaşları ile birlikte işgalcilerin bayraklarını indirip, yerlerine Türk bayrağını asarlar.</font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri">Osmanlı hükümeti tarafından affedilen Osman Ağa; İzmir ilinin Yunanlılar tarafından işgal edilmesi üzerine, 17 Mayıs 1919 tarihinde Giresun’da büyük bir miting düzenleyerek işgalci devletleri ve göz yumanları protesto etmiştir.</font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri">29 Mayıs 1919 tarihinde Havza’da Mustafa Kemal Atatürk ile gizlice buluşmuş. Bu buluşmadan sonra Atatürk’den aldığı emirler doğrultusunda hareket etmiş, ayrıca bu emirler kendisine güç verdiği için daha rahat hareket etmeye başlamış.</font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri">Erzurum Kongeresine Dr Ali Naci DUYDUK ve İbrahi Hamdi Bey’i temsilci temsilci olarak göndermiş. Giresun Askerlik Şubesi Başkanı Hüseyin Avni Alpaslan ve Jandarma Komutanı Hamdi Bey ile anlaşarak,Eylül 1920′de Giresun gençlerinden oluşan ‘GİRESUN GÖNÜLLÜLER TABURU’nu kurmuştur.</font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri">Kurulan bu tabur ilk önce Ermeni saldırılarında görev almış. 12 Kasım 1920′de Osman Ağa Mustafa Kemal ATATÜRK ile tekrar buluşmuş, Atatürk’ün korunması içi önce yanındaki on kişiyi, Daha sonrada Giresun’dan topladığı 100 kişilik muhafız gurubunu Ankara göndermiş. Bu şekilde Atatürk’ün ilk muhafız birliği Giresunlulardan kurulmuş.</font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri">Giresun’da GEDİKKAYA isimli bir gazete çıkartarak, Milletin milli şuurun’un oluşmasını sağlamaya çalışmış. Bu çalışmaları art niyetli kişiler tarafından engellenmeye çalışılmış.</font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri">Giresun Müdafa-i Milliye Başkanı ve Belediye Başkanı sıfatıyla Kasım 1920′de Ankara’ya gitmiş,Gerekli emirleri aldıktan sonra Giresun’a dönerek, 12 Ocak 1921 tarihinde 42. ve 47. Gönüllü Alayların kurulması çalışmalarını başlatmış.</font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri">Mar 1921′deki Koçgiri ayaklanması Topal Osman Ağa komutasındaki 47. Gönüllü Alayının büyük katkıları ile bastırılmıştır.</font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri">Çorum-Merzifon-Tokat ve Samsun havalisinde Rum ve Ermeni çetelerini tamamen kaldıran Osman Ağa , komutasındaki Gönüllü Alayı ile birlikte Sakarya savaşına katılmıştır. Bu savaşta 42. Alay, Tirebolulu Binbaşı Hüseyin Avni Bey Komutasında büyük kahramanlıklar göstermiştir, Taşlıtepe sırtlarını kanlarının son damlasına kadar savunmuşlar.Bu alayın tamamını şehit veren Osman Ağa, Mangaltepe sırtlarında büyük kahramanlıklar göstermiştir.</font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri">Trabzon milletvekili Ali Şükrü beyin ölümünden sorumlu tutulmuş, 2 Nisan 1923‘de çıkan bir çatışmada 40 yaşında iken vefat etmiş</font></span></strong><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Calibri"> </font></span></strong></font><font size="2" face="Arial Narrow"><strong></p>
<p align="justify"><strong><span style="font-size:12pt;line-height:115%;"><font face="Times New Roman">Mezarı Giresun Kalesindedir.</font></span></strong></p>
<p></strong><strong>Kronolojisi</strong></p>
<p></font></p>
<p style="word-spacing:0;margin:0;"><strong>-<font size="2">1884 </font></strong><font size="2">Yılında Giresun&#8217;un Hacıhüseyin Mahallesinda doğdu.</font></p>
<p style="word-spacing:0;margin:0;"><font size="2"><strong>-1912</strong> Yılında Balkan Harbine gönüllü katıldı. Sağ dizinden yararlanarak sakat kaldı ve <strong>&#8216;TOPAL</strong>&#8216; lakabı ile anılmaya başlandı.</font></p>
<p style="word-spacing:0;margin:0;"><font size="2"><strong>-30 Kasım 1915&#8242;</strong>te gönüllü olarak Doğu Cephesinde Ruslara karşı savaştı.</font></p>
<p style="word-spacing:0;margin:0;"><font size="2"><strong>-Şubat 1918</strong>&#8216;de Giresun Belediye Başkanı oldu</font></p>
<p style="word-spacing:0;margin:0;"><font size="2"><strong>-Şubat 1919 </strong>Yılında Muhafazai Hukuk-u Milliye Cemiyeti Giresun Şubesini kurdu.</font></p>
<p style="word-spacing:0;margin:0;"><font size="2"><strong>-1919 </strong>Yılında İstanbul Hükümeti hakkında tutuklama kararı çıkardı, Tutuklanmamak için Keşap ve Şebinkarahisar yöresine kaçtı.</font></p>
<p style="word-spacing:0;margin:0;"><font size="2"><strong>-29 Mayıs 1919&#8242;</strong>da Atatürk ile Havzada gizli olarak buluştu. </font></p>
<p style="word-spacing:0;margin:0;"><font size="2"><strong>-5 Haziran 1919&#8242;</strong>da Arkadaşları ile Pontusçu Rumlar&#8217;ın Giresun&#8217;daki Rum Mektebine Astıkları Pontus bayrağını indirdi.</font></p>
<p style="word-spacing:0;margin:0;"><font size="2"><strong>-8 Temmuz 1919&#8242;</strong>da hakkındaki tutuklama kararı Padişah Vahdettin tarafından kaldırıldı.<strong>-</strong></font></p>
<p><font size="2"><strong>-Temmuz 1919 </strong>&#8216;da giresuna geri döndü ve tekrar belediya başkanı ve </font><font size="2"></p>
<p style="margin-top:0;margin-bottom:0;"><font size="2">muhafazai Hukuk-u Milliye Cemiyeti başkanı oldu.</font></p>
<p style="margin-top:0;margin-bottom:0;"><font size="2"><strong>-Temmuz 1919&#8242;</strong>da Osman Ağaya Kaymakam Baki bey tarafından başarısız bir suikast düzenlendi.</font></p>
<p style="margin-top:0;margin-bottom:0;"><font size="2"><strong>-Şubat 1920</strong>&#8216;de &#8216;GEDİKKAYA&#8217; gazetesini yayınlamaya başladı.</font></p>
<p style="margin-top:0;margin-bottom:0;"><font size="2"><strong>-Eylül 1920&#8242;</strong>de Giresunlu gönüllüler ile Ermeni harekatını bastırmak üzere Kars&#8217;a gitti.</font></p>
<p style="margin-top:0;margin-bottom:0;"><font size="2"><strong>-12 kasım 1920</strong>&#8216;de Giresun usakları ile birlikte Ankara&#8217;da Atatürk&#8217;ün muhafızlığına başladılar.</font></p>
<p style="margin-top:0;margin-bottom:0;"><font size="2">-<strong>12 Kasım 1920</strong>&#8216;deOsman Ağa ve 47. Gönüllü Alayının Koçgiri İsyanını bastırmaları.</font></p>
<p style="margin-top:0;margin-bottom:0;"><font size="2"><strong>-5 Ağustos 1921&#8242;</strong>de Komutasındaki 47. Giresun Gönüllü Alayı Ankara&#8217;ya geldi.</font></p>
<p style="margin-top:0;margin-bottom:0;"><font size="2"><strong>-Ağustos 19222&#8242;</strong>de 42. ve 47. Gönüllü Alayları Başkomutanlık, Sakarya Meydan Muharebesine katıldılar.</font></p>
<p style="margin-top:0;margin-bottom:0;"><font size="2"><strong>-2 Nisan 1923</strong>, Osman Ağa &#8216;nın ölümü ve Cumhuriyet Şehidi olması.</font></p>
<p style="margin-top:0;margin-bottom:0;"><strong><font size="2">-Nisan 1923, </font></strong><font size="2">Osman Ağa &#8216;nın Giresun kalesine gömülmesi.</font></p>
<p style="margin-top:0;margin-bottom:0;"><font size="2"><strong>-Mart 1925</strong>, Osman Ağa&#8217;nın<strong> </strong>naaşı anıt mezara taşınmıştır.</font></p>
<p style="margin-top:0;margin-bottom:0;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top:0;margin-bottom:0;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top:0;margin-bottom:0;"><a target="_blank" href="http://giresun.8k.com" title="Kaynak">Kaynak</a></p>
<p></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyotarih.wordpress.com/176/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyotarih.wordpress.com/176/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyotarih.wordpress.com/176/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyotarih.wordpress.com/176/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyotarih.wordpress.com/176/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyotarih.wordpress.com/176/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyotarih.wordpress.com/176/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyotarih.wordpress.com/176/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyotarih.wordpress.com/176/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyotarih.wordpress.com/176/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyotarih.wordpress.com/176/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyotarih.wordpress.com/176/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyotarih.wordpress.com/176/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyotarih.wordpress.com/176/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyotarih.wordpress.com/176/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyotarih.wordpress.com/176/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyotarih.wordpress.com&amp;blog=2538278&amp;post=176&amp;subd=biyotarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyotarih.wordpress.com/2008/02/06/topal-osman-aga-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">biyotarih</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://biyotarih.files.wordpress.com/2008/01/topalosman001.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">topalosman001.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
